27 Nisan 2012 Cuma

Bedava dagitilan su almaz misiniz?

Gece eve donerken su almak uzere markete ugradim, Görevliye soyle sordum: "1,5 lt. su var mi? Ama Turkuaz Disinda lutfen" Turkuaz ciktigindan beri bu sekilde su aliyordum artik. Para verip kötü su icmeye hic niyetim yok! Marketteki adamin dediklerini aynen aktariyorum:

"Abi, ben o sudan satmiyorum. inan ki gelen musterilerden onda dokuzu senin soyledigin seyi soyluyor" Peki, neden halen satiyorlar?" diye sordum. Abi, Turkuaz suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kâra geciyorsun, satmazsan oylece duruyor. Ama ben satmiyorum, cunku alan yok. Ayrica CocaCola satanin Turkuaz da satma zorunlulugu var, hatta baska su sattirmamaya calisiyorlar."
Uzun soze gerek yok; hic kimse almazsa, hic kimseye satamazlar...

Lutfen okuyun, okutun!

Bir seye dikkatinizi cekmek istiyorum. Turkiye'de bazi siseli icme suları dogal kaynak suyu degil. Dogal kaynak sularinda devlete para odemeniz gerekiyor, arti bu tesislerin yatirim maliyeti cok yuksek. Dolayisiyla CocaCola ne yapti, kaynak suyu arastirmalarinin maliyetlerini cok yuksek buldugu icin Bursa/Kestel ovasindaki CocaCola fabrikasinda derin kuyu pompalariyla ovanin suyunu cekerek bunu da termostan gecirip filtre ederek hem CocaCola mesrubatini hem de Turkuaz'i siselemeye basladi. Turkuaz'in etiketinin ust ve altindaki Kahverengi seritlere dikkat edin: "Sofra Icecegi" yazar. Devlet, CocaCola'nin uyanikligini kanuna uydurmak ve uyanikliga yapilacak itirazlari bertaraf etmek icin boyle bir kural cikardi! Binlerce donumluk tarim arazisinin bulundugu ve CocaCola haric hicbir isletmeye "derin kuyu pompasi" cakma izni verilmeyen Kestel ovasinda, yeraltindan cekilen su, filtre edilip daha sonra icine bazi mineraller katildiktan sonra Turkiye'nin en ucra kasabalarina bile satiliyor ve likir likir iciliyor. Bazi yazlik kasaba ve koylerde neredeyse Turkuaz harici icme suyu bulamazsiniz cunku dagitim agi cok guclu. Bayilere baski bile oldugu yolunda duyumlar aldim. Turkuaz icmeye devam edecekseniz, unutmayin, yapay bir su iciyorsunuz. Duyarli bir vatandas olarak konuya dikkatinizi cekerim. Her tarafi dogal kaynak sulariyla dolu memlekette, millete kuyu suyunu zorla ve de ustune para alarak iciriyorlar.

Icmeyin arkadaslar!!


Yrd.Doc. Dr. Cemalettin CAMCI
Firat Universitesi Genel Cerrahi
Elazig-Turkiye

26 Nisan 2012 Perşembe

Çin Seddi geyikleri

imparatorum bu seddi yapacağımıza barış yapsaydık daha kolay olmaz mıydı?
-gel bakayım sen şöyle!


-çin seddini yapanlardan birinin annesi: 
-oglum bak sen gerizekalı değilsin demekki çalışınca oluyomuş.


-imparatorum emriniz üzerine çin seddini bitirdik efendim
-ulan malmısınız.. ben sizinle dalga geçmiştim o kadar duvar örülür mü hiç
denyolar 

-güzel oldu ama şimdi ilerde birileri çıkıp bunu uzaylılar yaptı derler.

-ben sana set yapamazsın demedim , duvarcı ustası olamazsın dedim

-oh hele şükür bitti çing
-ne bitti çang?
-çin seddi mi çang ! 
-sana kim yap dedi ki çang ?
-.......

-oha felan oldum abi ya

-anaaa dalmışız örmeye kaç metre olmuş bu be?!

- yanlış olmuş yıkın!
- ne ne neeyyy?
- ehuhehe şaka lan şaka

- ulan imparator diye başımıza getirdiğimiz adama bak. ne pis bi insanmış bu
ya

-fazla mı gaza geldik lan, uzun oldu sanki..?!?

-ustabaşı : yüce imparatorum dünyanın en uzun duvarının yapımını tamamladık.
-imparator : aslında işlevi önemli. 

- abi o kadar yaptık acaba uzaydan görünür mü?
- o ne ki?
- bilmem içimden geldi öyle.

- keşke daha derli toplu bir şey yapsaydık. fotoğraf makinesine sığmaz bu.


-olm ilerde taklit etmesinler bunu? 
-oha, yok daha neler?
-berline de duvar falan yaparlarsa ya?
-berlin neresi be?
-ne bilim budha sööletti heralde...

-şimdi ben bunu yaptım ama bi sor bakalım neden yaptım.
-neden yaptın abi?
-yapamazsın dediler. 

-aaa? lan duvarı dışardan örmüşüz, biz nası gircez lan içeri Huh?


- abi biz bu seddi yaptık ama türkler göç etmiş be abi..
- hasssssss...

- korktuğumuz çok belli oluyomudur acaba?
(oluyor canım, uzaydan görünüyor.)

25 Nisan 2012 Çarşamba

BIR KADIN COCUKTUR ASLINDA...


Bir kadın çocuktur aslında.

Çocuk gibi davranmayı sever.

Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister.

Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını.

Ama her kadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.

Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz,

ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.

Bir kadın güçlüdür aslında.

Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.

Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez.

İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin.

Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.

Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de

erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.

Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.

Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.

Bir kadın sevgilidir aslında.

İçinde her zaman sevgiyi taşır.
Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz.

Zor sever ama tam sever.

Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için

yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.

Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.

Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.

Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz.

Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette.

Bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.

Bir kadın yalnızdır aslında.

Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.

Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır.

O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.

Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.

Yalnızlık onun sığınağıdır.

sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar
verir.

Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek
kaybedebilirsiniz.

Bir kadın bilgindir aslında.

Neler yapabileceğini erkek akli hayal bile edemez.

Yaratıcılığının sınırı yoktur.

Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler.

Hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar.

Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız
demektir.

Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.

Bir kadın hayattır aslında.

Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam
kazanıyor.

Yemek yemek, su içmek bile.

Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup
içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?

Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz.

CAN DÜNDAR

22 Nisan 2012 Pazar

Öpücük

>>Ekonomistler der ki:
>>OPUCUK, talebin her zaman icin arzdan fazla oldugu bir alisveristir...
>>
>>Muhasebeciler der ki:
>>OPUCUK, geri donusum sagladigi icin kar orani yuksek bir tur kredidir.. 
>>
>>Matematikciler der ki:
>>OPUCUK, sonsuzluktur cunku burada 2'nin boleni yoktur.
>>
>>Geometriciler der ki: 
>>OPUCUK, iki dudak arasindaki en kisa mesafedir
>>
>>Fizikciler der ki:
>>OPUCUK, kalbin yogunlasmasi sonucu iki dudagin birbirine yapismasidir.
>>
>>Kimyacilar der ki:
>>OPUCUK, iki kalbin birlesmesi sonucu ortaya cikan reaksiyondur. 
>>




>>Anatomi profesorleri der ki:
>>OPUCUK, ask ve heyecan tasiyan bakterilerin tukuruk yoluyla agizdan agiza
>>gecmesidir.
>>
>>Fizyoloji profesorleri der ki:
>>OPUCUK, insan vucudundan 2 adalenin heyecanla birbirine degerek
>>kasilmalaridir.
>>
>>Disciler der ki:
>>OPUCUK, hem bulasici hem de antiseptiktir. 
>>
>>Istatistikciler der ki:
>>OPUCUK, 90-60-90 olculerindeki artma ya da azalmaya bagli olarak
>>degisiklik gosterebilen bir olgudur
>>
>>Filozoflar der ki:
>>OPUCUK, cocuklar icin oyun, gencler icin zevk, yaslilar icin guvendir 
>>
>>Dilbilgisi ogretmenleri der ki:
>>OPUCUK, tekil gibi gorunen ama cogul olan, cins isim gibi gorunen ama ozel
>>olan, ve her cumlede bir anlam ifade eden kelimedir... 
>>
>>Mimarlar der ki:
>>OPUCUK iki dinamik nesnenin arasinda saglam bir kopru olusturan egerdir.
>>
>>Ve Bilgisayar Bilimcileri der ki:
>>OPUCUK, bazen iki sistemin iletisimini hizlandiran onemli bir sistem
>>dosyasi, bazen de butun sisteminizi altust eden bir virustur...

19 Nisan 2012 Perşembe

Kararlarımız

Adamin biri bilge bir kral olmakla ün salmis kralin yanina gider. Krala
   sunu sorar "Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var midir?" Kral     "Elbette"  der  "Kaç bacagin var senin?" Adam soruya sasirarak "Iki  efendim" der. Kral  "Pekala, tek bacaginin üstünde durabilir misin?" "Elbette" diye cevap verir  adam. Kral "O halde hangi bacagin üstünde duracagina karar ver". Adam biraz   düsünür ve sol bacagi üstünde durmaya karar verir. "Tamam" der kral "Simdi  de öteki bacagini kaldir." Adam sasirir "Bu imkansiz kralim" der. "Gördün  mü?" der kral " Özgürlük budur. Sadece ilk karari almakta özgürsün. Ondan  sonrasinda degil."

  Tiziano Terzani'nin Atlikarincada Bir Tur Daha adli kitabinda okudugum bu  küçük öykü yillardir tartisilan özgürlük kavrami üzerinde bir kez daha
  düsünmeme yol açti. Hayat gerçekten böyleydi. Ilk karari aliyordun ve
  gerisi  o ilk karara bagli olarak gerçeklesiyordu. Hayat hata kabul etmiyordu. ilk  kararin dogruysa isler yolunda gidiyordu ama eger yanlis bir karar  aldiysan,  hersey zincirleme yanlis gidiyordu.
  Mesela meslegini seçerken... Hasbelkader, iyi düsünmeden, yeteneklerinin
  farkinda olmaksizin bir meslek seçtiginde ömür boyu isini zorla yapmaya
  mahkum oluyordun. Isinin basindayken baska bir is yapmayi özlüyordun.  Ama  biliyordun ki; özgürlügünü kullanmis ilk karari vermistin ve yeniden
  baslama  cesaretin yoktu. Bazi insanlar vardi hayatta...Onlar ise herseyi ardlarinda  birakip yeniden baslayacak kadar cesurlardi. Ama sen onlardan biri  olamiyordun. Bunca emek bunca çalismayi sanki çöpmüs gibi bir çirpida  ativeremiyordun. Oysa göz ardi ettigin bir sey vardi. Hayat çok kisaydi ve  mutsuz oldugun islerle zaman öldürmek ayni zamanda ruhunu öldürmekle esanlamliydi. 
  Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu. Yanlis bir karar ayni
  evde yasayan iki düsman yaratabilirdi. Ask zorunluluga dönüsebilir ve
  hayatini cehenneme çevirebilirdi. Ilk karari aliyordun, bu konuda özgürdün  ama devaminda senin kararina bagli olmayan pek çok sey gerçeklesiyordu.
  Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti. Dogru yerde
  ateslediginde seni isitacak ates, çorbani kaynatacak ates oluyordu, yanlis
  yerde atesledigin vakit ise içinde bulundugun evle birlikte seni de
  yakiyordu.
  Hayat öyle basite alinacak bir oyun degildi. Oyunun kurallarini bilmen ve
  ona göre oynaman gerekiyordu. Ama çogu zaman oyunun kurallarini bilmek  yetmiyordu. Çok daha önemli olan baska bir sey vardi. Kendini bilmek... Ne istedigini, neyin seni mutlu edecegini ve kim oldugunu, neler yapabilecegini  bilmek zorundaydin. Ancak o zaman dogru kararlar veriyor ve mutlu bir  hayata  sahip oluyordun.
  Ve kararlar birer kibritti... Ya kendini yakiyordun ya da isitiyordun...

17 Nisan 2012 Salı

TIP EFSANELERI


Ilk dogumunu yaptiran stajyer doktor, yaninda kendisini izleyen hocasina sordu :
- Nasil buldunuz hocam?
Profesör :
- Iyi, iyi... dedi. Yalniz, dogumdan sonra annenin poposuna
degil, bebegin poposuna saplak vurulur !..
----------------------------
Bir kalp doktoru ölmüs Cenaze töreninde güllerden dev bir
kalp,kalbin ortasina tabutunu yerlestirmisler...
Herkes doktorla ilgili anilarini anlatmis,ona son vazifelerini yapmislar,tabut kapanmis,güllerden kalp seklinde bir çelengi üzerine koymuslar ve defnetmisler... Bu hüzünlü tablo yasanirken kenarda kikir kikir gülen adama sormuslar,
gülme nedenini...Sormayin demis... Ben jinekologum kendi cenaze törenimi düsünüyorum da....!




Bir gün profesörlerin
>>>aklina rahatsiz edici bir soru takilmis.
>>> >> > >
>>> >> > >Esleriyle olan cinsel hayatlari acaba bir
zevk mi yoksa angarya
>>> >>mi?
>>> >> > >
>>> >> > >Düsünmüsler aralarinda tartismislar ve bir
sonuca varamamislar
>>> >>.
>>> >> > >
>>> >> > >Içlerinden biri doçentlere danisalim
bakalim onlar ne düsünüyor
>>> >>bu
>>> >> > >konuda demis Gitmisler sormuslar. Doçentler
düsünmüs ve "siz bilirsiniz
>>> >> > >hocam"
>>> >> > >
>>> >> > >demisler proflara. Proflar için bu soru
karin agrisi olmus.
>>> >> > >
>>> >> > >Gidip yardimci doçentlere basvurmuslar,
onlar da bir süre
>>> >>düsünüp
>>> >> > >"siz
>>> >> > >daha iyi bilirsiniz" hocam demisler.
>> >> > >
>>> >> >
>>> >Proflar bir cevap bulamamanin sikintisi içinde bir de
>> >>asistanlara
>>> >> > >soralim demisler.Neyse SIKILA SIKILA
sormuslar. > >> > >
>>> >> > >" Sizce
>>> >> >bizim eslerimizle olan cinsel hayatimiz bir zevk
midir yoksa
>>> >> > >angarya mi?"
>>> >> > >
>>> >> > >Asistanlar hep bir agizdan 'ZEVK' diye
>bagirmislar.
>>Proflar
>>> >>sasirmis
>>> >> > >bu
>>> >> > >çabuk ve net cevaba. Merak etmisler,
'Neden?' diye sormuslar asistanlara.
>>> >> > >
>>> >> > >Neden bu kadar emin ve çabuk cevap
>verebildiniz? > >> > >
>>> >> > >Asistanlar cevap vermis: 'Angarya olsaydi
bize yaptirirdiniz

---------------------------


Dünyanin en ünlü kalp doktoru De Bakey'in arabasi
bozulmus, > >> > >arabasini
>>> >> > >tamire götürmüs. Tamirci arabasinin
kaputunu açmis ve De
>>> >>Bakey'e
>>> >> > >dönerek:
>>> >> > >
>>> >> > >- "Size birsey soracagim neredeyse ben ve
siz ayni isleri
>>> >>yapiyoruz.

>>> >> > >Mesela ben simdi itina ile kaputu açacagim
bir bakista > >>problemin
>>> >> > >nerde
>>> >> > >oldugunu anlayacagim, kapakçiklari
>temizleyecegim, gerekirse
>>> >> >
>>> >> > >kablolari,
>>> >> > >motor yagini degistirecegim, hatta çok
gerekli ise motoru
>>> >>çikarip
>>> >> > >yerine
>>> >> > >yenisini takacagim!!. Söylesenize nasil
oluyor da siz milyon dolarlar
>>> >> > >kazaniyorsunuz
>>>ama ben metelige kursun atiyorum?"
>>> >> > >
>>> >> > >Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulagina
egilmis ve söyle
>>> >>demis:
>>> >> > >
>>> >> > >- "BUNLARIN HEPSINI MOTOR ÇALISIYORKEN
YAPMAYI DENESENIZE!!!"

----------------------


Psikologa basvuran adam ;
>>> >> > >
>>> >> > >-geceleri uyuyamiyorum efendim ,sürekli
yatagin altinca biri
>>> >>varmis
>>> >> > >gibi
>>> >> > >geliyor yatagin altina iniyorum bu seferde
sanki yatagin
>>> >>üzerinde
>>> >> > >birileri varmis gibi geliyor .doktorda ;
>> >> > >
>>> >> > >- alti aylik bir çalisma sonucu bu sorunu
>hallederiz. > >> > >
>>> >> > >- peki vizite
>>>ücreti ne kadar ?
>>> >> > >
>>> >> > >- seans basi 50 dolar haftada üç
>>> >> >seans.
>>> >> > >
>>> >> > >Tabi adamin gidis o gidis .
>>> >> > >
>>> >> > >doktor bir kaç ay sonra hastaya sokakta
hastaya rastlamis gicik
>>> >>bir
>>> >> > >sekilde gülerek ;
>>> >> > >
>>> >> > >- ne oldu hastaliktan kurtulabildin mi?
>> >> > >
>>> >> > >Adam da gülerek;
>>> >> > >
>>> >> > >- evet hamda bir sise saraba hallettim.
>> >> > >
>>> >> > >Doktor çok sasirmis ;
>>> >> > >
>>> >> > >- nasil yani ?
>>> >> > >
>>> >> > >- sizden çiktiktan sonra birahaneye
ugradim, birami
>>içerken yanimdaki
>>> >> > >berdusla dertlestik ,ona bir sise sarap
>>ismarladim o da bana
>>> >> > >karyolanin
>>> >> > >bacaklarini kesmemi tavsiye etti

------------------


Doktor beni morga mi götürüyorsunuz?..
>> >> > >
>>> >> > >- Evet.
>>> >> > >
>>> >> > >- Ama ben daha ölmedim ki...
>>> >> > >
>>> >> > >- Olsun biz de daha gelmedik
>>> >> >zaten...





14 Nisan 2012 Cumartesi

mutlaka okuyun ki gülümseyin :))))‏

Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. >
>Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet'in annesini yemeğe davet ederler.
Mehmet'in annesi akşam yemeği süresince Handan'ı uzun uzun süzer ve 
aslında Handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında
ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut
>olup,olmadığını merak eder.
>Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki: 
>Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi
yok. Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner.
>Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:
>
>Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini 
>bulamıyorum.
>Mehmet yanıtlar: Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum
ama  ben
>yine
>de kendisine bir mektup yazayım.
>Oturur ve yazar:
>Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da 
demiyorum.
>Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi
kayıp.
>Sevgiler oğlun Mehmet.
>
>
>Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir:
>Sevgili oğlum: Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da 
>demiyorum.
>Fakat konu şu ki: Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba
kasesini çoktan bulmuş olurdu.
>
>Sevgilerle annen...

10 Nisan 2012 Salı

Padişah msn kullanırsa‏...

> -Harem kişisine titreşim gönderdiniz.
> Harem: buyrun padişahım?
> Padişah: slm nbr?
> Harem: iyi padişahım
> Harem: u?
> Padişah: bende iyim
> Padişah: cariyelerimin keyfi nasıl?
> Harem: keyifteler hamdolsun
> Padişah: bir iki tane gönderir misin baş cariyem
> Harem: tabi padişahım
> *Durumunuz meşgul olarak ayarlandı.*


> -Padişah efendimiz konuşmaya katıldı.
> Padişah: son gelenler kimler web kameralarını açsınlar
> bakıyım
> Sofia: biz de sizi görebilecek miyiz haşmetbabları
> yoksa açmam kamerayı
> Padişah: ne haddine bre melun bu ne cüret
> -Cellat konuşmaya katıldı.
> -Sofia konuşmadan ayrıldı.


> Padişah: lan vezir bak yeni fotoğraf gönderiyom kabul
> et
> Vezir: padişahım ayıp oluyor ama göndermeyin artık
> böyle cariye fotoları
> Padişah: konuşma lan tırt, kameranı açsana lan
> Vezir: ...


> Padişah: slm kanka naber
> vezir : iyidir be hacı nolsun
> Padişah: yeni cariyeler gelmiş gördün mü taş taş
> Vezir : hehe
> Padişah: beni çağırıyolar hareme kib bye öptüm
> Vezir : beline kuvvet kanka


> Padişah: slm nbr tanışalım mı?
> Maria: kimsin?
> Padişah: padişah
> Maria çevrimdışı görünüyor...
> Padişah (ileti: hareme gittim *hemen dönecek*)


> Vezir: devletlum sırplar elçimizin kafasını kesmişler,
> forward ettiler napalım?
> Padişah: neymiş o bi gönder bakalım
> *kafa_kesme.jpg gönderildi*
> Padişah: feyk **** bu!
> Vezir: ney haşmetlum?
> Padişah: feyk, feyk sahte yani bir daha beni böyle şey
> için meşgul etme
> Vezir: hmm ok


> -Constantin konuşmaya katıldı
> Constantin: yüce padişah sarayda benim cep telefonu
> kalmış ben burdan çaldırıyorum sen bi bakıver bakalım
> mesaj neyin gelmiş mi?
> Padişah: bre dürzü sen kimsin ki bana emir veriyorsun
> cons: şeyyy şu jestimi kabul ederseniz bi dostluk
> simgesi olarak..
> *arka plan paylaşılıyor*
> *istanbulsince1453.bmp gönderildi*
> Padişah: 3310 muydu senin telefon?


> Padişah: ulaa vezir nası açılıyo bu?
> Vezir: verin mail adresinizi ve sifrenizi açıyıp
> efendim.
> Padişah: al bakalım.
> Vezir: (içinden) haha yedi keriz


> -Aşçıbaşı konuşmaya katıldı
> Padişah: aşçıbaşı akşama hünkâr beğendi yap da
> beğeneyim
> Vezir: hehe ilahi padişahım.
> Aşçıbaşı: haha emredersünüz devletlum
> Padişah: zorla gülmeyin lan hadi ben kaçtım haa bu
> arada vezir yonjada yorum yaz lan bana

8 Nisan 2012 Pazar

Fıkra

Selam, benim adım Wanda.
Selam, benimkide Slyvia, sen nasıl öldün?
Wanda : Donarak öldüm.
Slyvia : Ne kadar korkunç.
Wanda : Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya 
başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
Slyvia : Peki sen nasıl öldün?
Wanda : Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, 
onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına 
televizyon seyreder halde buldum.
Slyvia : Sonra ne oldu?
Wanda : Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi 
aramaya başladım.
Çatıyı, yatakların altını, her yeri aradım fakat bulamadım. Ama aşırı 
yorulmuştum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
Slyvia : Keşke derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor 
olacaktık.