Bilgisayarımı Temizliyorum: merak edenlere söyleyeyim; bilgisayarımda ve maillerimde biriken şeyleri şuraya koyayım da sileyim istedim. Bunlar onlar işte.

23 Ağustos 2011 Salı

aynayı ilk görenler!!!!

on  with No comments 
In , ,  
Erzuruma gelen bir kadın bir dükkanda aynasını unutmuş.
Ve böylece tarihte ilk kez
erzuruma ayna girmiş olmuş!

Kadın gittikten sonra dükkan sahibi aynayı görüp eline almış...

Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş
karşısındakini.
- Ey gidi gardaşımm, seni bi daha görmek nasipte varmış !
Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine.
Karısı bakmış, adam bişeye sarılıp uyuyor !
Almış aynayı bir bakmış bir kadın !
- Allah belanı vireee. Bu karı da kim ?
Bi boka da benzese diyerek feryat figan evden çıkmış kadıya gitmiş.
- Kadı efendi adam beni bu çirkin karıyla aldatiiii
Kadı aynaya bakmış ve şöyle demiş : 'Yav bu karıdan çok kavata benziir'
:-))))
Share:

26 Temmuz 2011 Salı

Kadınlar ve Çelişkiler :)

on  with No comments 
In , ,  
* Kadınlar ağlar. Ancak tek başına bir köşeye çekilip de -yalnız- ağlamaz. Kadınlar, sadece sevdiği erkek duyabilecekse ağlar.

* Bütün kadınlar kesin bir cevabı olmayan konularda soru sormakta müthiş ustadır. Maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin.

* Kadınlar asla sır saklayamaz. Daha doğrusu, kadınlar için bir sırrı en yakın üç arkadaşına söylemek sırrı açık etmek anlamına gelmez. Bu mantıkla hepsi en yakın arkadaşlarına söylediklerinden sonunda sırrı bilmeyen kalmaz.

* Kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. Lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.

*Kadın yatağa yatmadan "evvel" saçını tarayan tek yaratıktır.

* Kestirme yola sapıldığında her kadına bir "kaybolacağız" korkusu gelir.

* Kırmızı ışık, kadınlar için, "makyaj molası" işaretidir.

*İstisnasız her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.

* Kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.

* Kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.

* Erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. Aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.

* Düğünlerde kadın kadına dans edenleri görünce kimsenin aklına bir şey gelmez. Erkekler için durum aynı değildir.

* Karısının göz ucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. Oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an -saniyesinde- yakalarlar.

*Kadınların erkeklerden daha çok para kazandığı tek meslek vardır: Top modellik.

* Kadının dondurmayı nasıl yediğine bakarak karakter testi yapabilirsiniz.

* Evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadın, sokağa çıktığında saatlerce başka kadınların elbiseleriyle ilgilenir.

* "Yok bir şey"in anlamı kadınlarda, erkeklerinkinden, tamamen farklıdır.:bilgin:

* Kadınlar her konuda erkeklerle eşit olmak isterler. Üç istisna: Erkek tuvaletlerine girmek, çöpü indirmek ve hesabı ödemek.

* Kadınlar asla haksız değildir... En haksız olduğu konuda bile "Kendime göre nedenlerim var" der.

* Tabiatta kadınlara karşı son sözü söyleyebilecek tek bir doğal yapı vardır: Yankı!

* Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.

* Zengin adam, karısının harcadığından daha çok kazanabilen erkek demektir.

* Kadınlar "Erkeklerle eşitiz" iddiasını sürekli tekrarlamaktan vazgeçtikleri anda, erkekler kadınları kendilerinden üstün gördüklerini söyleyebilme fırsatını yakalayacak.:lol:( O biraz zor )


* Kritiklere başlayan kadın, kritik bir yaşa gelmiş demektir.

* Evlilikler aynen kazalar gibidir, iki şahit ister

* Kadın elinizi tuttuğu anda, bilin ki, eninde sonunda tepenize çıkacaktır.
Share:

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Güldüren Tüketici Şikayetleri

on  with No comments 
In ,  
Ayakkabılık: Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki tüketici toplantısında bir kişi, buzdolaplarının sebzeliklerinin daha büyük olması gerektiğini söylemiş. Bu talebin nedeni sorulduğunda, 'Yaz ayları çok sıcak geçiyor. Ayakkabılarımızı içine koyup soğutuyoruz. Sebzelikler büyük olursa daha çok ayakkabı soğutabiliriz' yanıtını vermiş.



Su ısıtıcısını ısıtınca: İstanbul'daki bir müşteri, kettle'ın (su kaynatıcı) eridiği şikayeti ile servise başvurmuş. Kettle'ın elektrik ile çalıştığını bilmeyen müşterinin ocağının üzerine su ısıtıcısını koyarak ısıtmaya çalıştığı anlaşılmış. Ocaktaki ateşin erittiği ısıtıcının yenisi ile değiştirilmesinde müşteri çok ısrarcı olmuş.


Buzdolabında mum: Buzdolabının içini aydınlatan ışığı yetersiz bulan bir vatandaş, içine birkaç mum yerleştirerek kendince sorunu çözmüş. Ancak mum buzdolabının tavan kısmını yakınca üründen şikayetçi olmayı ihmal etmemiş.



Elektriksiz ütü: Mersin'de son model ütü alan tüketici, elektrikler kesilip işi yarım kalınca elektriksiz ütü yapmanın yöntemini keşfetmiş. Ütüyü ocakta ısıtarak işine devam etmek isteyen ev hanımı ütünün gövdesinin yanması üzerine bayiye başvurarak ütünün değiştirilmesini istemiş.



Bulaşık makinesinin başka işlevi: Servis elemanları, Türkiye'nin dört bir yanından gelen 'Bulaşık makinem tabakları, bardakları çiziyor ya da su boşaltamıyor' şikayetlerini incelemek için gittikleri evlerde müşterilerin ıspanak, lahana gibi yıkanması zor sebzeleri bulaşık makinesinde yıkadıklarını, hatta salça yapmak için domatesleri makinede yumuşatanlar olduğunu görünce şaşırmışlar. Sebzelerdeki kumun su çıkış borularını tıkadığı ya da makinenin içinde kalarak bulaşıkları çizdiği bunun da arızya yol açtığı ortaya çıkmış.



Eriyen fritöz: Fritöz alan bir müşteri, ilk kullanımda eridiğini görünce bayinin yolunu tutmuş. Büyük bir hırs ile içeri giren müşteri, elindeki erimiş fritözü göstererek kendisine arızalı mal satıldığını söylemiş. Fritözü gören satış görevlisi nasıl kullandığını sorunca adam anlatmış: 'Ocağı yaktım, fritözü üzerine koydum içine yağ koydum. Ama yanmaya, erimeye başladı.' Satış görevlileri, müşteriyi kusur kendisinde olduğu için ürünü değiştirmeyeceklerine ikna etmekte oldukça zorlanmış.



Minder keyfi: Erzincan'da aşırı sıcaklardan bunalan bir ev hanımı raflarını çıkardığı buzdolabının içine minder koyarak oturmuş. Kapısı açık kalan buzdolabının kompresörü bozulunca 'iyi soğutmuyor' diyerek ürününden şikayetçi olmuş.


İçeri girmiyor: Bir IBM müşterisi 'İlk disketi sürdüm, ikincisini sürerken çok zorlandım üçüncüsü asla içeri girmiyor.




Ayak pedalı: 'Yeni aldığım bilgisayar çalışmıyor' diye DELL firmasını arayan kadın sürekli 'Ayak pedalına basıyorum basıyorum makineden hiç ses gelmiyor' demiş. Ayak pedalı'nın fare olduğu ortaya çıkmış.



Yazıcı: Bir IBM müşterisi dökümanı yazıcıya aktaramadığından şikayet etmiş. 'Bilgisayar yazıcıyı görüyor mu' sorusuna karşılık 'Ekranı yazıcıya doğru çevirdim ama hala görmüyor' cevabını vermiş.



Bilgisayar ve faks: DELL şirketinin bir müşterisi bilgisayarının faks çekememesinden şikayet etmiş. 40 dakikalık telefon görüşmesi sonucunda adamın kağıdı monitöre dayayıp 'Gönder' tuşuna bastığı ortaya çıkmış.



- Şanlıurfa'da bir müşteri, satın aldığı mikrodalga fırında yumurta kaynatmayı denemiş. Deneme basınç nedeniyle yumurtanın patlamasıyla sona ermiş. Mikrodalga fırının infilak etmemesi şans olarak değerlendirilirken müşteri, "Yumurta bile kaynatamıyor. Bu fırını ne yapayım? Paramı geri verin" diyerek bayisine fırını iade etmeye kalkmış.



- Mersin'de fırının içinde elbisesinin yandığını söyleyen bir müşteri teknik servisi çağırmış. Elbisenin yanarak fırının içine yapışmasından muzdarip tüketiciye, fırınında sadece yemek pişirmesi önerilmiş. Fırının içinde çamaşır kurutma vakalarına sıklıkla rastlayan servis elemanları ayrıca çok sayıda beyaz eşya sahibinin fırınlarının içini mutfak dolabı olarak da kullandığına tanık olmuş. İçinde unutulan şeker, elbezi, mutfak önlüğü gibi malzemelerin yanması sonucu fırınların kullanılamaz hale geldiği belirlenmiş.



- Elazığ'ın Maden İlçesi'nde mağarada oturan bir vatandaş, aşırı sıcaklardan bunalarak klima almış. Mağarada elektrik bulunmaması sebebiyle dışardan kaçak elektrik çekmiş. Yetersiz olan elektrik klimanın performansını bozunca tüketici, klimanın randımanı düşük diye şikayette bulunmuş.

aşağıdaki mesaj bir turkcell abonesi tarafından turkcell müşteri hizmetleri'ne gönderilmiştir:

şikayet mesajı:
iyi calismalar,
ben 0533 860 xx xx nolu aboneniz hede. oncelikle hizmetlerinizden dolayi size tesekkur etmek isterim, ozellikle girne'deki escape isimli plaja koydugunuz ziplangac cok guzel bir hizmet. fakat gectigimiz hafta sonu arkadaslarimla beraber gittigim escape isimli plajda ziplangaca binebilmek icin cok uzun siralar bekledik. farkettim ki hep diger operatorun aboneleri zipliyor. bu konu ile ilgili bir calisma yaparsaniz cok memnun olurum.
saygilarimla,
hede hodo



turkcell musteri hizmetleri'nin cevabı:
sayin hede hodo
oncelikle hizmetlerimize gostermis oldugunuz ilgiden dolayi tesekkur ederiz. girne'deki escape beach'e konulmus bulunan tranbolin promasyon amacli bir uygulamadir. bu tranbolin dolayisiyla escape beach'in malidir. biz turkcell olarak kimin ziplayacagina karisamamaktayiz. dolayisiyla sizinde diger musteriler gibi siranizi beklemeniz gerekmaktedir.
saygilarimizla,
turkcell musteri hizmetleri



-Kartım ankesörlü telefonlarda çalışmıyor.
-Telefonum hala açılmamış. Çevir sesi vermiyor.
-Eski kartımı atıp bana gönderdiğiniz yeni kartı cihazıma taktım ama çalışmıyor. (Promosyon malzemesi olarak gönderilen SIM kart büyüklüğündeki yıllık takvimi kastediyor)
-(Trabzon'dan arayan abone) Tamam hanımefendi, ekranda Trabzon Turkcell'i görüyorum. (TR TCELL)
-Ekranda "Check Card" yazıyor, kartı çekip tekrar yerine itiyorum, bir şey olmuyor.




Şikayet: Ekranda "Press Any ***" yazıyor ama klavyede "ANY" tuşu yok
teknik eleman:?



Terminalde yolcuyu uçağa götüren otobüsü gören Trabzon yolcusu, 'Ula, ben uçak parası verdim, otobüsle gitmem!.


x:müşteri
y:personel
x: ben bu bluzu geçen ay arkadaşıma doğumgünü hediyesi olarak satın aldım ama henüz vermedim. a fiyatındaydı ama şimdi indirime girmiş. arkadaşıma bu hafta vermeyi düşünüyorum ve gelip mağazada indirimli fiyatını görmesini istemiyorum. lütfen müdahele edin...
y: ....
x: evet?!?
y: hanfendi, ürün indirime gireli 2 hafta oldu... elimizden ne gelebilir emin değilim. ³
x: lütfen bana yetkili birini çağırın.
y:?

çeşitli sitelerden alıntıyapılarak derlenmiştir
Share:

27 Haziran 2011 Pazartesi

İncitmeyecek kadar uzak, üşümeyecek kadar da yakın olabilmek...

on  with No comments 
In  
Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren kirpilermiş. Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak  tutması zor olan dikenleri var. Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış. Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş. Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.

İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler. Ama  başka bir problem çıkmış ortaya. Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar  gerçekleşmiş. Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar  ama bu seferde  donmalar meydana gelmiş.

Ne var ki, her gece kâh uzaklaşa kâh yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.
KISACA ;Bizim de uzun dikenlerimiz var.

Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.

Bazen faydalı, bazen de zararlı.

Çoğu zaman, kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza.

Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza.

Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.

Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek  kadar da yakın olmayı öğrenmeliyiz.  

Aynen kirpiler gibi...

 
(Alıntı)
Share:

11 Haziran 2011 Cumartesi

Delikanlı bilgisayar kullanıcısı

on  with No comments 
In  
-Hiçbir zaman yardım menüsünü kullanmaz.
-IP'sini gizlemez.
-Spyware'le antivirüsle uğraşmaz, gerekirse format atar.
-Işıklı kasa kullanmaz.
-Markalı pc almaz, kendi bilgisayarını kendi toplar.
-Ekran koruyucuyla işi olmaz
-Ctrl+Alt+Del ile uğraşmaz, direk reset atar.
-Birçok işlem için mouse yerine klavyesini tercih eder.
-Shift+Del ile siler, geri dönüşüm kutusunu kullanmaz.
-İnternette sörf yapmaz, en fazla tavla oynar.
-Ayarları kurcalamaktan hiç bir zaman kaçınmaz.
-Yamasını kendisi yapar, internette yama aramaz.
Share:

9 Haziran 2011 Perşembe

dibine kadar acı...

on  with No comments 
In  
Tam da beklemediğin anda gelir ve gider
dünya dönmüyordur zaten çoktan bırakmıştır
öylece duruyordur benim durduğum gibi
herkesin yerli yerinde durduğu gibi
yerimizde sayarak geçirdiğimiz yıllar boyunca
karanlığın iyice yükselişi yerden
hiçbir şeye sahip olamamak
hiçliğe bile
sadece koridorda yan yana yürüyen insanlar gibi
hiçbir yere ait olamamak
hiçbir şeye başlayamamak
yerinde sayarak geçirilen yıllar
karanlığın kıçına dek gelişi
asla bilmediğin
ve asla bilmeyeceğin bir yer olduğunu bilerek
uzakta
ait olduğun
ve benimseyebileceğin
yanında uyuyan kadını benimsediğin gibi en az
asla bilmediğin
ve asla bilmeyeceksin
asla görmeyeceksin o yeri
asla gitmeyeceksin
ve bir hiç gibi çürümeye devam ederken bu topraklarda
üstünde yürüdüğün bütün yollar
yanından geçtiğin bütün insanlar
göğsündeki kalpsizliği hissettiğin bütün kadınlar
seni terk etmiş olacak
sıcak bir kış günü
buz gibi bir yaz gecesi düşünürken bunları
ne sen beklediğin kadar iyi
ne de dünya beklediğin kadar iyi
olduğu yerde sayarken herkes
ve kazık yiye yiye yemeyi öğreneceksin
daha da fazla ilerlerken
bu asfalt yerde
basamakta durduğun her an
otomatik kapılar çarparken yüreğine
hiçbir zaman
hiçbir şeyi yerli yerine koyamayacağını görmek
ve bilmek
asla düzelmeyeceğini
bi an için düzelse de uzun sürmeyeceğini
duvarların arasına sıkışmışken ölesiye
ölesiye yediğin yumruklar
beynine
zihnine geriye kalan bir tutam yüreğine
ve yediğin her şeyi
ama her şeyi
ama her şeyi
lanet olsun ki
her şeyi sindirirken
bu boktan dünyada
daha ne kaldı geriye dersin
yiyebileceğin
ama bitmemiştir,
hiçbir zaman
bitmeyecektir
geriye kalan kimse yoktur
senden başka
bunu çekecek
bunu hissedecek
ve bir asalak gibi konacak yer bile bulamayan
gerizekalı bir beceriksiz olduğunu keşfedecek
sadece kendi kanını emebilirken sen
ve dünya olduğu yerde tango yaparken
seninle taşak geçip
tanrı suratının ortasına boşalırken
umursamadan
günahı veya sevabı
açtığın sayfada
okuduğun kitapta
yaşadığın yerde
düzdüğün kadında
seni kurtaracak hiçbir şey yoktur oysa
sadece daha fazla ıstırap
ve bitmişlik hissi
hissizce bitmişsindir zaten
hiçbir şey geçmemiştir
ve çok şey gelmiştir
üstüne üstüne
bi jokeyin koşturduğu at kadar iyisindir ancak
gece yarısı nereye gideceğini bilmeyen insan kadar iyisindir
aldatılmadığını hayal eden bir adam kadar iyisindir
ama hepsi gerçektir
sürecin parçası
varoluşun kokuşmuş göstergesi
ve hiçbirinin başaramadığını bilirsin
sana hayata dair tüm gerçekleri sunan
albert, Charles, fante, bok püsür
herkesin bir şekilde yırtmak için
yaşadığını
yırtmak için direndiğini
ve aslında
bütün kahramanlarının
intihar edemeyecek kadar korkak olduğunu
ve bi gün ansızın
otururken
elinde hiçbir şey yokken
hiçbişeye sahipliğin bilincinde
keşfedersin
aslında hiçbir zaman
iyi hissedemeyeceğini
bütün geçmiş zamanların
ve gelecek zamanların
ve şimdiki zamanların
sana okulda öğretildiğinden farklı olduğunu
ansızın keşfedersin işte
benim gibi
sıcak bi Antalya gecesinde
aşık olduğun kadının yanında yatarken
ne kadar mutsuz olduğunu
ve o günden beri mutsuzsundur aslında
ve asla değişmeyecektir
seni mutlu eden şeylerin
tek tek elinden kayıp gittiğini
geriye bir şey kalmayana dek eridiğini
keşfedersin
duvarlar ilerlemeye devam eder
duvarlar ilerlemeye devam eder
ve lanet olası duvarlar
ilerlemeye devam eder
sen dur demene rağmen
sözünü bugüne dek dinlememiş hiç kimse gibi
dinlemeyecektir sözünü
ta ki arasında ezilene dek
ta ki beynin patlayıp dünyanın sonunu göremeyene dek
ta ki hiçbir boku doğru düzgün yapamadığını
hiçbir boku doğru düzgün yaşayamadığını
anlayana dek
ta ki yerinde sayan herkes gibi
toz bulutu haline gelene dek
bi bar sandalyesinde
biranı içerken
nerede hata yaptığını düşünene dek
barın en köşesinde sıkıştığını görene dek
evinde en köşede sıkıştığın
sokakta en köşede sıkıştığın
işinde en köşede sıkıştığın
hayalinde bile köşede sıkıştığın
yatağın en ucunda sıkıştığını hissettiğinde
keşfedersin işte
benim keşfettiğim gibi
ama patentini bile alamazsın
hiç kimsenin ilgilenmediği bu boktan keşfin
hiçbir şeye sahip değilsindir
çünkü ortalama günde 500 milyon acı çekiyor olabilir
binlerce surat değişiyor olabilir
hiçbir şey yerli yerine oturmuyor olabilir
taş taş üstünde kalmıyor olabilir
hiç kimse senin kadar yalnız
ve çaresiz görünmüyor olabilir
hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını
ama her şeyin aslında
göründüğü gibi olduğunu keşfettiğinde
açtığın şişenin
içtiğin biranın
sevdiğin kadının
tüm yüreğinle
ve beyninin kalan kısımlarında iyi davrandığın insanın
sana hiç iyi davranmadığını keşfettiğinde
bütün bunların bir oyundan
ibaret olduğunu keşfettiğinde
ve lanet oyunu aslında seyretmek için
bilet parası ödeme zahmetine giren tek bir kişinin
bile olmadığını keşfettiğinde
bütün sürüler
bütün bitmişler
bütün koyunlar
bütün ölüler
ve ölümlüler kadar
basit olduğunu gördüğünde
keşfedecek bir şey kalmamıştır zaten
artık geriye..
Share:

6 Haziran 2011 Pazartesi

ördeğe basmanın cezası - fıkra

on  with No comments 
In ,  
Üç kadın arkadaş bir kaza sonucu aynı anda hayatlarını kaybedip cennete giderler.
Cennetin kapısında onları karşılayan melek:

 'Bizim burada uymanız gereken tek kural var..
O da ördeklere dikkat edin sakın üstlerine basmayın' der.
Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler.
Gerçekten de etrafta ördekdoludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır.
Dikkat etmesine rağmen kadınlardan biri kazayla bir ördeğin üstüne basar.
Hemen Cebrail belirir.Yanında son derece çirkin bir adam vardır. Kadını kolundan adama
kelepçeler ve:Ördeğin üstüne basmanın cezası olarak sonsuza kadar bu
çirkin adama kelepçeli olarak yaşayacaksın' der.

İkinci gün kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin üstüne basar ve
Cebrail anında yanında çok çirkin bir adamla gelip onları kadına ceza olarak birbirlerine kelepçeler.
Üçüncü kadının gözü bu olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine
uğramamak ve sonsuza kadar çirkin bir adama kelepçelenip yaşamamak
içinher attığı adıma acayip dikkat etmeye başlarAradan aylar geçer ve hiç
bir ördeğin üstüne basmaz.

Derken bir gün Cebrail belirir. Bu kez yanındaboylu poslu inanılmaz derecede yakışıklı bir adam vardır.
Cebrail hiçbir şey söylemeden yakışıklı adamla kadını kelepçeler ve yine birşey
söylemeden çeker gider.

Kadın artık mutluluktan uçmaktadır.O güne kadar gördüğü enyakışıklı adamla kelepçelenmiştir.
Adama döner ve: 'Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi güzel bir adamla birlikte olmayı hak
ettim' der.

Adam suratı asık bir şekilde cevap verir:Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım.
Share:

4 Haziran 2011 Cumartesi

ALKOL ALIMINA BAGLI BOZUKLUKLAR ve TEDAVI YÖNTEMLERI

on  with No comments 
In  
 
Belirti             : Ayaginiz islak ve soguk
Sebep           :
Bardak yanlis aciyla tutuluyor.
Çözüm          :
Bardagin agzini yukariya gelinceye kadar çevirin.

Belirti             :
Önünüzdeki duvarda lambalar var.
Sebep           :
Zeminde yatiyorsunuz.
Çözüm          :
Vücudunuzu zemine 90° açi yapacak sekilde konumlandirin.

 
Belirti             : Zemin bulanik görünüyor.
Sebep           :
Bos bir bardağa bakıyorsunuz.
Çözüm          :
Hemen bardagi sevdiginiz bir içecekle doldurun.

Belirti            : Zemin hareket ediyor.
Sebep           :
Sürükleniyorsunuz.
Çözüm          :
En azindan sizi nereye goturduklerini sorun.

Belirti             :
Ne zaman birisi konussa kulaginiz yanki yapiyor.
Sebep           :
Kulaginizi bardaga sokmussunuz.
Çözüm          :
Kendinizi maskara yapmayi birakin!

Belirti             :
Oda sallaniyor, herkes beyaz giyinmis ve müzik sanki tekrar  edip duruyor.
Sebep           :
Ambulanstasiniz.
Çözüm          :
Hareket etmeyin. Uzmanlar geregini yapar.

Belirti             :
Babaniz ve kardesleriniz yabanci gibi bakiyor.
Sebep           :
Yanlis evdesiniz.
Çözüm          :
Evinizin yolunu sorun.
Share:

1 Haziran 2011 Çarşamba

BASİT BİR MANTIK

on  with No comments 
In  
Harvard Üniversitesi'nin mezunlar derneğinin NewYork'ta bir şubesi
varmış. Yüzlerce eski mezun öğlenleri gelip orada yemek yermiş.
Günlerden bir gün Harvard Üniversitesi rektörü NewYork'a işi düştüğünde
oraya yemek yemeye gelmiş. Tabii ki tanınmıyor.Kapıdan girmiş ve
vestiyerdeki yaşlı zenciye şapkasını, paltosunu ve şemsiyesini uzatmış.

Saygılı vestiyer memuru yaşlı zenci şapka, şemsiye vepaltoyu almış,
bembeyaz dişlerini gösteren bir selam ve gülücük sarkıtarak, eşyaları
kabul etmiş, ama hiçbir fiş,bilet makbuz vermemiş.Rektör şaşırmış ama
bir şey dememiş. Nasıl olsa çıkarken bana yanlış giysileri verirler diye
düşünmüş, o zaman da zaten buranın müdürü benim ile beraber dışarıya
gelecek olduğu için, onu ikaz ederim ve fiş sistemini başlatırlar
yaklaşımına girmiş.

Gerçekten de mezunlar derneğinin müdürü onun yanına gelmiş, beraber
yemek yemişler, yemekten sonra da müdür rektörü kapıya kadar çıkartmış,
kapıda vestiyere gelmişler, rektör yaşlı zencininönüne dikilip,
malzemelerini istemiş, zenci gene müthiş dişlerini gösteren gülücüğünü
saçarak vestiyerin arkasına geçmiş ve doğru şapka,doğru palto ve doğru
şemsiyeyi getirerek rektörün eline tutuşturmuş. Tabiirektör fena halde
bozulmuş. Çünkü doğru malzeme kendisine geriverilince itiraz senaryosu
çalışmıyor, nutuk atılamıyor, müdür ikaz edilemiyor.Duruma bozulan
rektör gene de kurcalamaya çalışmış.

- Bu şapka, şemsiye ve paltonun benim olduğunu nereden biliyorsunuz?
diye sorarak hırçınlanmış. Zenci gene dişlerini ve saygılı selamını
sarkıtarak;

- Bunların size ait olup olmadığını bilmiyorum efendim! demiş.

İşte şimdi yakaladım! diye aşka gelen rektör derhal saldırmış: O zaman
bunları neden bana verdiniz? Zenci bir kere daha gülücük ve diş dolu
selamını saygı ile vererek yinelemiş

- Çünkü onları bana siz vermiştiniz!

Diploma, apolet, unvan, uzmanlık falan filan hiçbiri önemli değil.
Hayatta başarı için gerekli olan basit ve sağlam bir mantıktır
Share:

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Can Yücel Efsaneleri

on  with No comments 
In ,  
Can Baba hakkında anlatılan o kadar çok hikaye var  ki.. O artık bir efsane olduğundan mıdır, ettiği  küfürlerin kendine haslığından mı bilinmez; duyulduğunda "bunu söylese söylese Can Baba  söylemiştir" fikri uyandıran hikayelerdir bunlar... 
  
Bunlardan Seçmeler  

Üstad bir gün devlet büyüklerine bir şiirinde isim  vermeden "Hepiniz götsünüz" dediği için mahkemeye  çıkarılır.. 
Hakimin karşısına palas pandıras her
zamanki haliyle gelir ve elindeki kalın TDK sözlüğünü
  açar.. 
- Hakim bey "P" harfine bakalım, Türkçe'de "popo" diye
   bir kelime var mı? Yok.. Peki "K"ye bakalım, "kıç" var  mı? O da yok.. Bir de "G"ye bakalım, "göt" var mı?    Evet göt kelimesi TDK sözlüğünde var.. Demek ki sayın  hakim, bu memlekette göte göt deniyor!!! der ve beraat eder... 
xxxx

Can baba boğaziçi üniversitesinde konferans
   vermektedir. Öğrencilerden biri el kaldırıp sorar , 
-Can baba neden bütün büyük aşk şairleri erkek..
   kadınlardan aşk şairi çıkmaz mı ?? 
Can baba kendi üslubu ile yanıtlar : 
- Ne bileyim ulan, biz s.kimizlemi yazıyoruz şiiri?? 

xxxx

Türkiye İşçi Partisinin Komünist zamanlarında bir
   tüzük toplantısında herkesin komünizmi anlatmaya   çalıştığı şöyle olsun , böyle olsun dediği bir toplantıda Can Baba ayağa kalkar ve bir efsaneyi daha    patlatır.
"BEYLER BEYLER, Türkiyede komünist olmak tüzük değil
  BÜZÜK ister...

xxxx

Muhabir : Peki kadınlar hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Can Baba : düşünmüyorum , S....yorum!!

xxxx

Bir sergide ortada dolanırken, alımlı bir kadın
   heyecanla yanına gelir:
- Can bey, tanıştığımıza ne kadar memnun oldum
  anlatamam. sizin en büyük hayranınızım.
Can Baba sırıtır:
- demek öyle, yatalım o halde?
kadın küskün bir ifadeyle bozuk atar:
- aşk olsun can bey!!
Can Baba cevaplar:
- aşk da olacak elbet..

xxxx

Can Babaya bir mahkeme çıkışında soru soran gazeteci şu dörtlüğü cevap olarak alır:
Ne yorum ne forum
Belki yarın konuşurum
öyle gitti ki durum
soru sorana korum
Bu da tam Can Babalık bir cevap sanırım.

xxxx

Bir televizyon programın da genç bir öğrenci soraracak
   soru bulamadığından herhalde şunu sorar 
-hangi takımı tutuyosunuz, der
can baba cevap verir,
-eşim ve ben genellikle benim takımlarımı tutuyoruz...

xxxx

Can Yücel bir etkinlikte kürsüye çıkıp şiir okumaya
   koyulmuş öksürmeye başlamış ve sonra    'öksürükler şiire dahil değildir'diye uyarmış,   şiirlerini okumayı bitirmiş tam sahneden inmeye   başlamış. Herkes şaşırmış hayret küfür etmedi bu sefer   diye.
Sonra geri dönmüş almış mikrofonu eline
'akşam akşam kafanızı S..kdim kusura bakmayın' demiş.

xxxx

can yücele sorarlar: 
-efendim nedir bizim memleketteki bu sağcılık solculuk
  davaları? 
can baba: 
-bu ülkede sabah kalktığında malafat eğer sağ tarafa kaymışsa sağcısındır, yok eğer sol taraftaysa solcu.. 
-peki sizinki ne tarafta ? 
- ileride daima ileride 

xxxx

Leman dergisinde ilk yazdığı gün metin üstündağ
   kendisini derginin son sayfasına koyunca metini aramış   ve "beni derginin kıçına koyanın gelir kıçına koyarım"
diye duygularını en güzel şekliyle belirtebilmiş bir
   adamdır. 
xxxx
seke seke geldik..
s..ke s..ke gidiyoruz...sözlerinin sahibi büyük şair Can baba, bir takım hayranları ve arkadaşlarıyla bir
    yerlerde içer, sohbet eder. aynı grup, sabahın 5'i    6'sı gibi pek de kimsenin bulunmadığı kıbrıs şehitleri caddesinde yürürken, şair birden durur ve yere yatar.   yanındakiler de aynı şeyi yaparlar. şair, gözlerini   kırpmadan gökyüzüne bakmaktadır. hayranlardan birisi dayanamayıp sorar:
- baba, ne görüyorsun, bize de söyle...
üstad, gözlerini gökyüzünden hiç ayırmadan, ondan ulvi
  ya da şairane bir cevap bekleyen vatandaşa şöyle cevap    verir:
- çok sarhoşum, ..mına koyim. 

xxxx

Bir gün tv kanallarıdan birinde canlı yayında konuk Duygu Asena şair Nazım Hikmet için 'o kartpostal şairidir' demiş. Can baba telefonla programa bağlanmış selam bile vermeden 
'Duygu hanım kart sizsiniz postalda size girsin' 
demiş ve telefonu  kapatmış... 
  
Ve Son Olarak;

Yaşadıklarını kar sanma yanına...
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün...
 


         Can Yücel 
Share:

29 Mayıs 2011 Pazar

Erkekler de Regl Olursa

on  with No comments 
In , ,  
 osman abi sen hangisinden kullanıosun kanatlı mı
+erkek adam kanatlı kullanmaz haşim!
-aysel!
+noldu hikmet
-ben bu ay geciktim ya
+ayy napıcaz
-abi herşeye sinirleniyosun ya sen böyle degildin
+ya kusura bakma murat ilk günüm be karnım ağrıyo
-abi manyak mısın niye beyaz tayt giydin
+ne bilim hocam bunun reklamlarında hep beyaz tayt giyiyolar
-fethi abi akşama halı saha maçı var
+ben gelemem yeğen
-neden abi
+malum günümdeyim
-olsun abi orkit halı saha çıkmış, ondan kullanırsın
+hmm iyiyimiş
+ necati abi. o reklamdaki sıvılar var ya.. niye mavi. yoksa bende bi sorun mu var abi.
- bilemiyorum recep.. ben de yeniyim bu konularda..
-hasan yaklaşsana yanıma ne iki büklüm oturuyosun,gel bak yeni kombinezon aldım
+necla uzak dur muayyen günümdeyim ayrıca karnım ağrıyo
-aaa süheyla noluyo ya bismillah
+şraaaaak
-niye vurdun şimdi
+ilk kez regl olana tokat atılır korkma diye
-ee napıcaz
+al şunu
-bunu nereme takıcam
+e yuh öküz müsün be!
+ baba ben şimdi büyüyünce regl mi olucam
- git annene sor eşek sıpası
* anne ben büyüyünce regl mi olucam
- baban daha iyi bilir. ona sorsana
+ hanım çocuğun yanında konuşma böyle.
-hüseyin abi niye aglıyosun ya komedi filmi bu
+ya bilmiyorum çok duygusallaştım ben bugunlerde
molped reklamında tahminen kadir inanır oynardı:
+ delikanlı erkekler molped kullanır
(bir reklam)
+ şimdi eşit miktarlardaki sarı-lacivet sıvıyı pedlere döküyoruz. gördüğünüz gibi fenerium pedleri hızla sıvıyı absorbe ediyor. siz de alex'le aynı pedi kullanmak istemez misiniz?
(reklamın ana sloganı - tüm takım söyler)
+ biz de orkit kullanıyoruuzz....
-hikmet hadii teravihe gidiyoruz
+abi yok sağol ben gelmeyeceğim
-yav yürü herkes gidiyo ne demek gelmeyecem
+abi yok biraz rahatsızım
-ulan kadın olsan regl döneminde misin diyecem de
+abi nolur aramızda kalsın
-hikkkmmeeeeett
- pişşt, necmi orkitin var mı lan?
- ulan ne otlakçı adamsın al...
- bak börkesu üstüme gelme bu aralar çok fenayım..fırk!
- hüsnücan ben ne dedim ki şimdi?
- bişi demedin diye oluyo bütün bunlar börkesu... ühüüüüüfırk!
- ben sana bi çikolata aliim en iyisi
- beni kandıramazsın işte küsüm ben sanafırk...
- ...
- sade olsun fındıkları dişime kaçıyooofırk...
- patrooonn (kaş göz işaretleri ile dert anlatılır) karnım ağrıyor.
- iyi git 3 gün dinlen. 3 gün sora gel ama hamdi'ninki başlıyo
-of hayri of sen beni sevmiyorsun zaten..
+bu kadar uzulceğini bilseydim okey atmazdım cemil abi..
-siz erkekler yok musunuz zaten..
+cemil abi iyi misin ,betin benzin sarardi ,pedin benzin kizardi ?
+muhittin abi bi arkamı kontrol etsene yaa çıkmış mı?
-yok aslanım pasparlak devam et.
- mahmut abi koş koş
+ ne var lan yine n'oldu ?
- abi sorma özel günümdeyim ama kanatsız pedim yok
+ al bende kanatlı var.
- yok olmaz abi. mazallah kanatlanır uçarız. erkek dediğin ağır olmalı
- mahmut abi o kan ne öyle ?
+himmet, ben regl oldum
- neeeee ?!
+evet. sen bensiz devam et. ben sensiz kanarım burda tek başımaaa
-kaan geliyon mu suya?
-yok abi havamda değilim... hem şu kitabı okuyayım biraz.
-olm hadi lan açılcaz bayağı..
-yok yok... yorgunum hem...
erkek bünye,kız arkadaşıyla yemeğe gittiğinde,yanında bulunan koca evrak çantasıyla tuvalete gidecektir.
-hayatım nereye?
-bi lavaboya gidicem bitanem.
-o koca çantayla mı?
-(sesini kısarak) reglyimde bitanem,o nedenle.
-ha devam et,hatta kalk bi arkana bakayım.
-süperiz bitanem,birbirimiz için yaratılmışız,çok anlayışlısın
- kazım abi benim kalmamış be, bi dal allways versene..
+olm hep böyle yapıyosun, ne otlakçı adamsın lan.
- abi valla akşam paket alıcam veririm ben sana.
-mahmut abi fazla pedin varmı ya acele
-valla neco paketi yeni attım .
+müşterilerimize karşı bu kadar sevimsiz tavırlar sergilerseniz terfi etmeniz imkansız hale gelicek mahmut bey.
-çocukta yaparım,kariyerde.
- mustafa pedin var mı?
+ bi tane kalmış, tiryakinin son pedi istenmez biliyorsun
Share: