Bilgisayarımı Temizliyorum: merak edenlere söyleyeyim; bilgisayarımda ve maillerimde biriken şeyleri şuraya koyayım da sileyim istedim. Bunlar onlar işte.

29 Temmuz 2012 Pazar

16 Mart Katliamı

on  with No comments 
In  

16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi'nden çıkmakta olan sol görüşlü 
öğrencilere yapılan bombalı ve silahlı saldırıda 7 öğrenci öldürüldü, 41 
öğrenci yaralandı.
12 Eylül faşist darbesine giden sürecin planlanmış yol haritasında 
katliamlar sayfasını açan ilk olay buydu.
Faşist saldırıda Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah 
Şimşek, Hamit Akıl ve Murat Kurt yaşamını yitirdi.
Katliam sonrası toplanan on binlerce kişi "Faşist katillerden hesap 
soracağız, anıları yaşayacak" şeklinde sloganlar attı.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2'nci sınıf öğrencisi olarak o dönemi 
yaşayanlardan biriyim, biliyorum.
28 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda, acıyla gördüğümüz şu: Katliamı 
gerçekleştiren faşist katiller bulunamadı. Bulunamadığı için hesap 
sorulamadı.
Bulunsaydı da sorulacağı çok şüpheliydi...
Maalesef, bir avuç arkadaşları ve aileleri dışında, katliamda hayatlarını 
kaybedenler toplumsal hafızadan silindi.
O zaman, sol görüşlü öğrencilerin sık sık tekrarladığı şu dörtlük vardı:
"Hain tuzaklarda
Kan uykularda
Vurulduk ey halkım
Unutma bizi..."
Ne acıdır ki, faşist darbecilerin lideri, bugün üniversitelerde, 
televizyonlarda, sosyete mekanlarında başköşelerde ağırlanıyor ama bu faşist 
darbenin gerçekleşmesi için planlanan katliamların ilki olan 16 Mart'ta 
silahsız, savunmasız biçimde öldürülen öğrenciler toplumsal hafızamızda 
kendilerine bir yer bulamıyor.
Daha da acı olanı katliamı gerçekleştiren faşist katillerin prototipleri 
televizyon dizilerinde ve o dizilerin oynatıldığı grupların gazetelerinde 
Polat olarak, Memati olarak, Doğubey olarak halkımıza kahraman kılığında 
takdim ediliyor.
Oysa, faşist katillerin acımasızca katlettiği o öğrencilerin elinde silah 
yoktu, bıçak yoktu, bomba yoktu...
Ellerinde ders kitapları ve üniversite yemekhanesinden alınmış soğuk yumurta 
ve tavuktan oluşan kumanya paketi vardı.
Çünkü faşist saldırılar nedeniyle üniversitede yemek yemeleri imkânsız hale 
gelmişti.
Bombalı saldırı sonrası yere serildiklerinde ellerindeki kitap ve kumanyalar 
akan kana karışmıştı.
12 Eylül faşist darbesi 17 yaşındaki solcu çocukları darağacına gönderirken 
16 Mart katliamının muhtemel faillerini sorgudan bile geçirmedi.
Ve Türkiye binlerce masum evladının katledilmesi pahasına gerçekleştirilen 
faşist diktatörlükle, daha sonraki demokratik süreçte de yüzleşmedi, 
hesaplaşmadı.
Bu hesaplaşma yapılamadığı için, ülkemiz hâlâ daha ağır bir militarist 
kültürün, en ufak demokratik ve aykırı bir canlanmada galeyana gelen faşist 
ve katliamcı atmosferin etkisinden kurtulamıyor bir türlü.
Evet, biraz hüzünle de olsa, tekrarlayalım:
Hain tuzaklarda
Kan uykularda
Vurulduk ey halkım
Unutma bizi...
Share:

20 Temmuz 2012 Cuma

Politikanın tarifi

on  with No comments 
In  
çocuk babasina sorar: "baba politika nedir?" baba söyle der: "bak oglum, ben eve para
>>>>>>getiriyorum,
>>>>>öyleyse ben
>>>>>> kapitalistim. annen parayi yönetir, öyleyse o hükümettir.
>>>>>>deden paranin doğru idare edilip edilmedigine dikkat eder, 
öyleyse o da sendikadir. hizmetçi kiz ise isçi sinifidir. bizlerin ise tek hedefi vardir, senin rahatligin. dolayisiyla sen de halksin.
ve altinda bezi ile yatan küçük kardesin ise gelecektir. söyle 
bakalim anlayabildin mi?" çocuk düsünür ve o gece babasinin
anlattiklarini düsünecegini söyler. gece yarisi cocukuyanir. cünkü kücük
kardesi >altini pisletmistir ve aglamaktadir. ne yapacagini bilemeyen 
çocuk anne ve babasinin yatak
>>>>>odasina gider. annesi yalniz ve derin bir sekilde uyumaktadir, öyle ki
onu uyandiramaz. hizmetçi kizin odasina gider. bakar ki babasi 
>>>>>>hizmetçi kizla yatmaktadir. dedesi de pencereden gizlice onlari
>>>>>>izlemektedir. hepsi öyle mesguldürler ki çocugun orada oldugunu
>>>>>>farketmezler bile. çocuk hiçbir sey yapamadan yatagina geri döner. 

>>>>>>Ertesi sabah baba çocuga kendince politikanin ne oldugunu
anlatmasini
>>>>>>ister. "evet" der çocuk, "kapitalizm" isçi sinifini kötüye
>>>>>>kullaniyor... sendika bunu seyrediyor... bu arada hükümet 
uyuyor...
>>>>>> halk ise dikkate alinmiyor... ve gelecek bokun içinde
>>>>>yatiyor!
>>>>>> iste politika >budur...
Share:

17 Temmuz 2012 Salı

Temelle Yunan askeri

on  with No comments 
In , ,  
Temel askerligini yunan sınırında yapıyormuş.
 Temel'in canı çok sıkılıyormuş.
 Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle "Havacı mısın?" 
işareti yapmış,Yunan aldırmamış.
 Bir ıslık çalmış elleriyle "Karacı mısın?" işareti 
yapmış, Yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme 
işareti yapmış, yunan aldırmamış.
 Bir ıslık daha çalmış. El haraketi yaparak "Topçu 
musun?" demiş, yunan aldırmamış.
 Bir ıslık daha çalmış "Gözcü müsün?" anlamında dürbün 
işareti yapmış, yunan aldırmamış.
 Nöbetler degişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş.
 Yunan'a hadi sınıra git demişler yunan da:
 - "Ben oraya gitmem. Orada bir deli türk askeri var, 
bana hava kararınca yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin 
fırlayacak diyor.
Share:

13 Temmuz 2012 Cuma

Ön yargiya dair‏

on  with No comments 
In  
Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ayrılmış tek başına
>yasayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda
>yaralı bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye baslar. 
>
>Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz.
>
>Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır.
>Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar.
>Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. 
>Günler geçer ve kadın bir gün
>birkaç dakikalığına bile olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak
>zorunda kalır.
>Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.
>
>Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. 
>Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe
>saldırır ve oracıkta öldürür hayvani.
>Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur.
>Anne odaya yönelir.
>Ve
>odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran
>parçalanmış bir yılanı görür.
>
>Einstein'in söylediği rivayet edilen bir söz var: 
>"
>İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan daha zordur".
>
>
ÖNYARGILARINIZI BEYNINIZDEN SILMEK VE KALBINIZDEN SEVGIYI EKSIK ETMEMEK 
>DILEGIYLE
Share:

11 Temmuz 2012 Çarşamba

SADECE DOĞUM GÜNÜNÜZÜ GİRİN

on  with No comments 
In  
http://www.hediyedenizi.com/DogumGunu/dogum_gunu.php

 
Siz doğduğunuz gün acaba AY dünyadan nasıl görünüyordu Doğduğunuz gün dolar kaç paraydı mark kaç paraydı. Doğduğunuz günkü hürriyet gazetesi ilk sayfası nasıldı. Kaç eşek yaşındasınız. O yılın hit parçaları neydi. Asgari ücret kaç paraydı gibi işinize yaramayacak ama okumak isteyeceğiniz bir sürü bilgi.
Share:

29 Haziran 2012 Cuma

KANSERİN ÖLÜMÜ

on  with No comments 
In  
Arkadaşlar. Yeniköy Mimarlar Sitesinde komşum ve meslekdaşıma 30 yıl evvel doktorlar 6 ay ömrü kaldığını söylediler. Ailesini bu sonuca alıştırdı; evin tüm ihtiyaçlarını gördü, temin etti; kendini ölüme hazırladı. Buğday çimlenmesinin hastalığa iyi geldiğini bir yerde okumuş. Evin bir odasına toprak döşedi; orada buğday yetiştirdi; buğday çimini mikserde öğüterek her gün ve devamlı içti. 30 yıldır yaşıyor. Artık çime de gereksinimi kalmadı. Sağlıklı günler dileğiyle...
Yılmaz Ergüvenç


KANSERİN ÖLÜMÜ MUTLAKA OKUYUN!
ASRIMIZIN EN KÖTÜ HASTALIĞI İÇİN HER BİLGİNİN ÖNEMİNE İNANDIĞIMDAN ELİME GELEN BU MAİLİ HERKESE GÖNDERİYORUM.

Buğday çimi ekiniz ve yiyiniz, Buğday şırası yapınız ve içiniz. 
Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor.
Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor.
Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
Buğday müthiş bir kanser ilacıdır.
Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.
Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.
Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan 'laetril' içermektedir. 
Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)
Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
- Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
- Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri....
- Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
- Evet herkes üretebilir.
- İsterseniz tarif edeyim.
Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur.
Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir. 
Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.
Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. 
Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.
24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır. 
Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır.
Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. 
O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.
- Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur?
Çünkü anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri...
Elmanın çekirdeğini de yiyin!
- Evet, Türkiye'de en kolay laetril'e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir. 
Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika'daki ilaç sanayinin maşaları bu 'laetril' adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika'da satılan 'laetril' bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD'ye sokulmaktadır.
Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır.
'Kanserin Ölümü' adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
- Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
- Evet öyle. Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var...
Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut'ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı.
Hanzakut'un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği...

- Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
- Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel'in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.
Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi
- Tüm beden tedavisi nedir?
- Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu. 
Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu.
Issel'in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. 
Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu. 
Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti.
Eski Sovyetler'de, şimdiki Rusya'da bu yöntem halen kullanılıyor.

Dr. Serap KIRMIZI
Uludag University
Faculty of Science and Arts
Department of Biology
16059 Gorukle/Bursa TURKEY 
Share:

26 Haziran 2012 Salı

ANNESINI ÖLDÜREREK CEZAEVINE DÜŞMÜŞ HUKUK FAKÜLTESI ÖGRENCISI KIZIN CEZAEVINDEN GÖNDERDIGI MEKTUP....‏

on  with No comments 
In ,  

Profesör Anne, kizi tarafindan öldürüldü" haberi medya da yayinlandigi zaman, hepimiz sasirdik. Anadolu da yasanan "töre cinayeti" haberlerini okudugumuz zaman, "Cehaletle mücadele etmek sart!" cümlesini hepimiz kuruyorduk. Ancak Hukuk Fakültesinde ögrenci olan genç bir kiz, Tip Fakültesinde Profesör olan annesini öldürünce "töre cinayetleri" için buldugumuz basit ve kolay çözümleri sorgular olduk.
Annesini öldüren Basak AYDINTUŞ, yasadiklarini Adem SOLAK Bey'le paylasmis. Ţiddeti Anlamak (Cezaevi Görüsmeleri) adli kitabinda Adem SOLAK Bey, Basak AYDINTUŞ'un yazdiklarini yayinlamis. Ben yazilanlarini okurken, "Hiçbir sey sebepsiz degildir" cümlesini defalarca tekrarladim.
Medya da cinayet haberlerini okurken, "Hayirsiz evlat iste!" deyip geçistiriyoruz. Basak AYDINTUŞ'un yazdiklarini okuyunca bakalim siz ne düsüneceksiniz?
* * * * * * *
şiddet sadece egitimle ilgili bir olgu olamaz. Insanlarin nasil yetistigi, yetisirken neler yasadigi, hayata nasil baktigi, iç dünyasindaki denge ve dengesizliklerin neler oldugu önemlidir. Bir de son anda insan yasantisindaki olaylara bakmak gerekir. Ýçinizde firtinalar, korkular, acilar varsa ve onlarla bas etme gücünüzü bir an bile yitirirseniz, hayatin anlamini da yitirirsiniz ve o an gözünüz kararir. Gözünüzle birlikte ruhunuz, akliniz kararir; her sey kapkaranlik olur... Ýnsan egitim düzeyi düsükken de, yoksulken de mutlu olabilir.
Ben babaannemle dedemin yaninda büyüdüm. Anne, baba eve gece 11 den önce gelemedigi için öyle bir karar verilmis. Ben annemi anne, babami baba olarak bilemedim. Onlarin beni sevip sevemedigini hiç anlayamadim; belki de bu nedenledir, bende onlari sevdigimi hiç hissedemedim. Ancak, bu dava sürecinde babamla yakinligim artti ve son zamanlarda beni sevdigini düsünüyorum.
Büyükanne ve büyükbaba ile yasamak beni yetiskin biri gibi yapti hep. Çocuklugumu yasadigimi hatirlayamiyorum. Bir yandan hep kendimi büyük gibi hissettim; diger yandan, bir yanim (belki de en çok duygu dünyam) sanki hep çocuk kaldi.
Mizaç olarak uysal ve büyüklerinin her dedigini yapan birisiyim. "Yapamam" deme gibi bir sansim yok; istemesem de yaparim. Benden, arzu etmedigim bir sey de istenmis olsa, hayir diyemem; nefret ede ede yaparim. Öyle yetistirildim.
Çocuklugumda belli zamanlari anne ve babamin yaninda geçirmek zorundaydim. Bu benim istemedigim ve mutsuz oldugum durumdu. Çünkü onlar hep kavga ederdi. Sürekli tartisir, itisirlerdi. Annem çogu zaman eline geçen ne olursa babama firlatirdi. Evde bir kenari kirik olmayan tava yoktu.
Çocuklugumdan beri evimizde tanik oldugum manzara beni hep korkutur, tedirgin eder, derinden üzerdi. Bagirti, hakaret, itisme, kalkisma, firlatma...
Elimden bir sey gelmedigi için köseme çekilir, korku ve endiseyle sakinlesmelerini beklerdim.
En çok annem olmak üzere, anne - babam birbirlerine çok agir sözler söylüyorlardi. Annemin sözleri agza alinacak gibi degildi. Benim asla anlamayacagim bir sekilde, babamdan nefret ediyordu. Bazen de babama olan öfkesini bana kusuyordu. Babama ve bana kendimi bildim bileli hep küfürlü konusurdu. Annem ayni zamanda bir laf cambaziydi.
Onunla kimse bas edemezdi. C.I.A. saflarinda psikolojik iskenceci olarak çalismaliydi. Tüm yikici özelliklerini babamin ve benim üzerimde denemekten hoslaniyordu. Ben, bu yüzden hep psikolojik aci çekerek büyüdüm. Baska insanlar onu sirin ve sempatik bilsin diye, gayret gösterirdi. Evinde farkli, disarida çok farkliydi. Onun gerçek yüzünü babam ve ben bilebilirdik ancak.
Evimizde sürekli bir savas hali vardi. Evde esyalarin havada uçusmasi ve tabaklarin kirilmasindan çok, küfür dolu sözler beni ürkütürdü. Her sey benim yanimda oluyordu. Çocuktum ve olan bitenlerden çok korkuyordum. Ben hayatin öyle olduguna karar vermistim artik. Çünkü annem de babam da benim gibi, evlerinin tek çocuklariydi. Amcam, teyzem, halam, dayim olmadigi için baska aileler nasildir, hiçbir zaman bilemedim.
Benim kendi dünyam, annemin babamin ayri ayri kendi dünyalari vardi. Ancak en anlamadigim sey, annemin iki ayri kisilik sergilemesiydi. Babamla savas halinde iken, o sirada telefonu çalsa, arayan kisiyle gayet nazik, sicak, samimi bir sekilde konusabilirdi. Böyle davranmasi beni hem çok sasirtir, hem de deli ederdi. O iyi yüzünü neden bize göstermiyordu, anlamiyordum.
2004 yilinda annem, babam kendi aralarinda bosanma karari almislardi. Bir gün beni aralarinda oturtup ayrilma kararlarini birlikte açikladilar. Hallerinden üzülecegimi, yikilacagimi sandiklari belliydi. Oysa, bu karari duymak beni çok sevindirmisti. Artik birbirlerini kirip dökmeyecekleri için mutluydum. Keske böyle bir karari çok önceden almis olsalardi.
Ayrilik sürecinde anladim ki, annem blöf yapmis. Bir geri dönüs de olamadi. Ayrildiklarindan iki yil sonra 2006'da babam baska bir kadinla evlendi. Ayrilik ve sonrasi durum annemi daha da asabilestirdi. Artik tüm öfkesini bana kusuyor; nefes almam bile sorun oluyordu. Kullandigi kötü ifadelerinin dozunun artmasi, çirkin sözlerinin daha da agirlasmasi beni giderek boguyordu. Ruhum aciyor, gözüm karariyordu onun yaninda. Benim agzima alamayacagim ama olaydan sonra kismen basinda yer alan alçaltici sözleri, kisiligimi yerle bir ediyordu; dayanamiyordum.
Sonra o kötü olay oldu...
Ne tuhaftir ki, ilk günler cezaevi bana cennet gibi geldi. Kendimi, hiç olmadigim kadar özgür hissettim. Rahatladigim, zincirlerimden kurtuldugum duygusunu yasadim. Ben içimden geleni söylüyorum. Bunlari anlamanizi beklemiyorum. Kimsenin anlayacagini da sanmiyorum.
Ben tek çocuktum ve her seye tek basina katlanmak zorundaydim. Duygularimi, düsüncelerimi, zorluklarimi, acilarimi paylasacak birileri olsaydi, belki o denli bunalmaz, zorlanmaz, bogulmazdim.
Bilmiyorum. Anlatamiyorum. Egitim adina, ders adina, bilim adina bir yerlere ve birilerine yarari olacaksa, bütün bunlari ve daha fazlasini yazmak, sizin çalismalariniz yoluyla toplumla paylasmak isterim.
Geri dönüp baktigimda sunu görüyorum; annem, babam, bana ihtiyacim olan sevgiyi hiçbir zaman vermediler. Ben de onlari sevmedim. Onlarin beni sevdiklerine de hiçbir zaman inanmadim...
* * * * * *
Yaziyi okurken altini çizdigim cümleleri kalin harflerle yazdim. Anne baba evi nasil bir cehenneme çevirmisse, Basak AYDINTUĐ cezaevine girince, "Cezaevi bana cennet gibi geldi!" diyor.
Bu aci olaydan çikartilacak çok ders var. Anne babasinin yaninda mutlu olamayan çocuklar, ya kendilerini mutsuz edenlerden intikam aliyor, ya da mutlu olabileceklerini düsündükleri mekana gidiyor. Gitmek zorunda kaliyor.
Sizin eviniz, çocuklariniz için cennetten bir bahçe mi, cehennem çukuru mu?


-- 
Av.Dr. Özcan Günergök
Share:

24 Haziran 2012 Pazar

100 Öpücük

on  with No comments 
In ,  

Yurt disinda yasayan adam karisina bir mail gonderiyor:
Sevgili karicigim, bu ay maasimdan sana para
gönderemiyorum, onun
yerine 100 öpücük gönderiyorum. Sen benim bir
tanemsin.
Kocan Allen
Karisi da ona cevap veriyor, Sevgili askim,
Gonderdigin 100 öpücük için tesekkür ederim. Masraflar söyle;
1- Sütçü bir aylik süt için 2 öpücügü kabul etti, > >>>
2- Elektrikçi 7 öpücükten sonra anlasmaya razi oldu,
3- Evsahibi kira için hergün 2-3 defa ugruyor,
4- Bakkal sadece öpücüge razi olmadi, ona ilave baska
seyler de verdim,
5- Diger masraflar toplam 40 öpücük...
Beni lütfen merak etme, daha 35 öpücük bakiyem var ve bu
ayi çikarabilirim.
Gelecek ay için de ayni yönde mi plan yapmaliyim? Lütfen
bilgi ver.
Sevgili karin Josephine
Share:

23 Haziran 2012 Cumartesi

bi sataniste seytan dan gelen vahiyler

on  with No comments 
In  
okuuu!!! şeytanın adıyla oku!!! 
- ben okuma bilmem... kedi kessem olur mu? 
- olur o da olur... 
**** 
-okumaa!!! okulu bırakkkk... 
-ehehehe sevdim lan seni, iyi anlaşacaz. 
-saygılı ol lan kefere, vahiy veriyoz di mi? 
-peki abi. 
**** 
- domal 
- ne? ne diyon lan? 
- isin raconu bu yavrum, seytana vermeyen satanist olamaz 
- z..tir lan, budist olurum daha iyi 
**** 
- iyi geceler sevgili kulum, her nerede yaşanıyor ve 
yaşatılıyorsa. 
- amanın!!! sen miydin o!!! vazgeçtim ben satanistlikten... 
**** 
- gunde yedi kez ibadet et bana.. 
- ne? ha? duyamadim?? 
- yedi kez diyorumi, yedi kez.. 
- anlamadim? kedi mi keseyim? 
****** 
keess!! 
- buyuur 
- kes dedim! 
- ne keseyim.. 
- ne biliyim .. kedi olabilir mesela 
- civ civ de ezeyim mi 
- ez tabi, hatta black metal dinleyip siyah bile giyinebilirsin 
- evet yaw super karizma olur, acaip iyi bi takım olduk farkındamısın 
- farkındayım da sen cehennemde yanacağının farkındamısın 
- ben yanmazsam, sen yanmazsan, biz yanmazsak nasıl çıkarız aydınlıklara 
- olur... 
****** 
-doku 
-ne doku mu 
-yok lan olmadı 
-koku 
-ne kokusu ya... 
-lan boku muydu yoksa 
-abi sen ilk emirini vercen mi ne boku ya 
-ha buldum kedi boku 
-abi z*çtın şimdi hiç değilse kedi kanı falan olsun 
- ohoo, gothic metal dinlemekten kulak kalmamis sende.. 
- yahu duyamiyorum, yuksek sesle soylesen.. 
- hayat diyorum ne guzel, vapurlar felan.. 
**** 
-okuu,okuu... 
-ne abi anlamadım? 
-okuu lan okuu 
-haa aldım evet abi.. 
-tamam şimdi o okudakların sana girsin 
**** 
-oku 
-ne okiiim? 
-eeeeee x-men falan oku. 
-nasi yani? 
-bilmem tutupta birinin bana inanicaani hic dusunmemistim hem ben daha underground(!) takilma taraftariyim din min isleri bozar. 
-eeee bu durumda ben ne xxxxx yiiicem 
-yasiican olucen sonra yanicaksin bol bol. 
-ama ama ama? 
-eeeee metalci hatunlara ben satanistim, sertim, baskaldiririm diye sekil yapip mali gotururken iyi oluyordu 
**** 
-kedi bul! 
-bizim evde var. adı mırnav. 
- tamam kes onu. 
- niye manyakmısın?. 
- kes dedim! 
- niyeki. 
- vahiy lan bu. 
- peki. 
**** 
- dinleeeeeeee 
- ne dinliyim? 
- type o negative dinle , satyricon dinleee 
- peki abi 
**** 
-şeytan : okuu, tıp fakültesini kazan, ortopedi bölümünde uzmanlık yap 
satanist : ... 
şeytan : şu kırılan bacaklarımın tedavisine verdiğim paralar yüzünden 
donuma kadar sattım. allah benim sigorta primlerimi yatırmayacağına göre kendime bi doktor köle yetiştirmem lazım. 
satanist : e hazır yetişmişi var, git bi doktoru peygamber yap 
şeytan : xxxx sen doktorların siyah giydiğini gördün mü hiç, sen bu 
salaklıkla tıp falan kazanamazsın. ben de peygamber diye seni seçtim 
ya kırın ulan bacaklarımı benim gibisine bu ceza az bile.. 
***** 
- okuuu!!! 
- bu aaaakşaaaaam bütüüüüün meyhaaaneeeleeeeriiii... 
- şşşşş napıyon laaan! 
- oku dedin abi 
- vahiy veriyoruz dallama onu oku.. 
- haaa pardon abi oku deyince ben birden şarkı şeyetim 
- misyon değiştirip tanrı'dan af mı dilesem acaba 
************ 
- okuuu!! 
- a-li to-pu at .. ı-şık ı-lık süt iç .. 
- ulan cahil adamı satanist yapmakta ne zormuş, temelden giriyoz anasını satayım muhabbete, oku laaan bakma etrafına .. 
- a-li o-ku-la git.. 
- hay ali z.... seni . 
******** 
-ulan şeytan diyo ki..... 
-ne dio abi??? 
-oku dio okuuuuuu!!! 
-neyi okuyacakmışsın ki abi?? 
-fhm'in yeni sayısını oku dio....şapşal herif!vahiy gelio olm görmüyon mu? 
-aaa!görüyorum,görüyorum bak arkadan bişiler oluo 
-nooluo lan arkadan markadan konuşma! 
-abi walla sana bişiler çıkıo baksana! 
-ulan herşeyimiz terso bea!şeytan bile vahiyi arkadan verio 
faks çeker 
gibi 
-aha!abi çıktı walla çıktı billaaa çıktı 
-ne yazıo lan ben göremiom? 
-ecinni ketuh yazıo abi 
-o ne la!!!! 
-hemen çeviriim sana oku dio abi sana ''oku'' 
-sen nasıl çevirion olm iki saniyede şıp die 
-sen yine iyisin sana faks çekio!bize kargo yolladı zamanında iki 
zebani kötümden çıkardı yazıyı!!! 
**** 
- söyle 
- işte malı arap faitten alıyoduk. 
- ne diyorsunnn? 
- ne diyorsunumu var ilk sen söyle sonra alakalı bende söyliyim 
- agresif! 
- hah az önce satanisttik şimdi agresif olduk 
**** 
- nanik 
- ayıp oluyo bak kedi medi derken alaya alıyosun kırılıyom 
- girdin bi kere bu yola haha 
**** 
- şeytan abi tren desene 
- tren 
- öpsün seni zeki müren ehe öhö ihi 
- oda yanımda selamı var beklio 
- espri anlayışına s.çıyım 
**** 
- Adam: Seytan! yuce tapındıgım yaratık. Sana bu kedinin kanını adıyorum... 
Seytan: yavrucum etme eyleme gunahtır olmaz sakın ha... 
***** 
-kan adaman gerek bana 
-ne kanı 
-bakire kanı olabilir hani,sööyle sarısın,renkli gözlü,cıtır bisiy 
- s..ttr lan öle kızı buldumda sanamı adıcam 
- bu serefsizi iyi yetistirdim,hatunun iyisini kendine saklıyor 
***** 
- iste sana hayatının fırsatı seni peygamber yapıcamm 
- olm git isine bu zamanda olurmu öle sey, popstar,türküyenin yıldızı falan yapsana 
***** 
- hangi takımlısın 
- trabzonsporluyum 
- olmaz manchester 'ı tutcaksın,tum paranı ve hayatını manchester'a adıcaksın 
- kırmızı seytanlar dimi 
- yok yani sende ! borsada kagıtlarını aldım
Share: