9 Haziran 2011 Perşembe

dibine kadar acı...

Tam da beklemediğin anda gelir ve gider
dünya dönmüyordur zaten çoktan bırakmıştır
öylece duruyordur benim durduğum gibi
herkesin yerli yerinde durduğu gibi
yerimizde sayarak geçirdiğimiz yıllar boyunca
karanlığın iyice yükselişi yerden
hiçbir şeye sahip olamamak
hiçliğe bile
sadece koridorda yan yana yürüyen insanlar gibi
hiçbir yere ait olamamak
hiçbir şeye başlayamamak
yerinde sayarak geçirilen yıllar
karanlığın kıçına dek gelişi
asla bilmediğin
ve asla bilmeyeceğin bir yer olduğunu bilerek
uzakta
ait olduğun
ve benimseyebileceğin
yanında uyuyan kadını benimsediğin gibi en az
asla bilmediğin
ve asla bilmeyeceksin
asla görmeyeceksin o yeri
asla gitmeyeceksin
ve bir hiç gibi çürümeye devam ederken bu topraklarda
üstünde yürüdüğün bütün yollar
yanından geçtiğin bütün insanlar
göğsündeki kalpsizliği hissettiğin bütün kadınlar
seni terk etmiş olacak
sıcak bir kış günü
buz gibi bir yaz gecesi düşünürken bunları
ne sen beklediğin kadar iyi
ne de dünya beklediğin kadar iyi
olduğu yerde sayarken herkes
ve kazık yiye yiye yemeyi öğreneceksin
daha da fazla ilerlerken
bu asfalt yerde
basamakta durduğun her an
otomatik kapılar çarparken yüreğine
hiçbir zaman
hiçbir şeyi yerli yerine koyamayacağını görmek
ve bilmek
asla düzelmeyeceğini
bi an için düzelse de uzun sürmeyeceğini
duvarların arasına sıkışmışken ölesiye
ölesiye yediğin yumruklar
beynine
zihnine geriye kalan bir tutam yüreğine
ve yediğin her şeyi
ama her şeyi
ama her şeyi
lanet olsun ki
her şeyi sindirirken
bu boktan dünyada
daha ne kaldı geriye dersin
yiyebileceğin
ama bitmemiştir,
hiçbir zaman
bitmeyecektir
geriye kalan kimse yoktur
senden başka
bunu çekecek
bunu hissedecek
ve bir asalak gibi konacak yer bile bulamayan
gerizekalı bir beceriksiz olduğunu keşfedecek
sadece kendi kanını emebilirken sen
ve dünya olduğu yerde tango yaparken
seninle taşak geçip
tanrı suratının ortasına boşalırken
umursamadan
günahı veya sevabı
açtığın sayfada
okuduğun kitapta
yaşadığın yerde
düzdüğün kadında
seni kurtaracak hiçbir şey yoktur oysa
sadece daha fazla ıstırap
ve bitmişlik hissi
hissizce bitmişsindir zaten
hiçbir şey geçmemiştir
ve çok şey gelmiştir
üstüne üstüne
bi jokeyin koşturduğu at kadar iyisindir ancak
gece yarısı nereye gideceğini bilmeyen insan kadar iyisindir
aldatılmadığını hayal eden bir adam kadar iyisindir
ama hepsi gerçektir
sürecin parçası
varoluşun kokuşmuş göstergesi
ve hiçbirinin başaramadığını bilirsin
sana hayata dair tüm gerçekleri sunan
albert, Charles, fante, bok püsür
herkesin bir şekilde yırtmak için
yaşadığını
yırtmak için direndiğini
ve aslında
bütün kahramanlarının
intihar edemeyecek kadar korkak olduğunu
ve bi gün ansızın
otururken
elinde hiçbir şey yokken
hiçbişeye sahipliğin bilincinde
keşfedersin
aslında hiçbir zaman
iyi hissedemeyeceğini
bütün geçmiş zamanların
ve gelecek zamanların
ve şimdiki zamanların
sana okulda öğretildiğinden farklı olduğunu
ansızın keşfedersin işte
benim gibi
sıcak bi Antalya gecesinde
aşık olduğun kadının yanında yatarken
ne kadar mutsuz olduğunu
ve o günden beri mutsuzsundur aslında
ve asla değişmeyecektir
seni mutlu eden şeylerin
tek tek elinden kayıp gittiğini
geriye bir şey kalmayana dek eridiğini
keşfedersin
duvarlar ilerlemeye devam eder
duvarlar ilerlemeye devam eder
ve lanet olası duvarlar
ilerlemeye devam eder
sen dur demene rağmen
sözünü bugüne dek dinlememiş hiç kimse gibi
dinlemeyecektir sözünü
ta ki arasında ezilene dek
ta ki beynin patlayıp dünyanın sonunu göremeyene dek
ta ki hiçbir boku doğru düzgün yapamadığını
hiçbir boku doğru düzgün yaşayamadığını
anlayana dek
ta ki yerinde sayan herkes gibi
toz bulutu haline gelene dek
bi bar sandalyesinde
biranı içerken
nerede hata yaptığını düşünene dek
barın en köşesinde sıkıştığını görene dek
evinde en köşede sıkıştığın
sokakta en köşede sıkıştığın
işinde en köşede sıkıştığın
hayalinde bile köşede sıkıştığın
yatağın en ucunda sıkıştığını hissettiğinde
keşfedersin işte
benim keşfettiğim gibi
ama patentini bile alamazsın
hiç kimsenin ilgilenmediği bu boktan keşfin
hiçbir şeye sahip değilsindir
çünkü ortalama günde 500 milyon acı çekiyor olabilir
binlerce surat değişiyor olabilir
hiçbir şey yerli yerine oturmuyor olabilir
taş taş üstünde kalmıyor olabilir
hiç kimse senin kadar yalnız
ve çaresiz görünmüyor olabilir
hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını
ama her şeyin aslında
göründüğü gibi olduğunu keşfettiğinde
açtığın şişenin
içtiğin biranın
sevdiğin kadının
tüm yüreğinle
ve beyninin kalan kısımlarında iyi davrandığın insanın
sana hiç iyi davranmadığını keşfettiğinde
bütün bunların bir oyundan
ibaret olduğunu keşfettiğinde
ve lanet oyunu aslında seyretmek için
bilet parası ödeme zahmetine giren tek bir kişinin
bile olmadığını keşfettiğinde
bütün sürüler
bütün bitmişler
bütün koyunlar
bütün ölüler
ve ölümlüler kadar
basit olduğunu gördüğünde
keşfedecek bir şey kalmamıştır zaten
artık geriye..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder