25 Aralık 2011 Pazar

ATATÜRK VE İKİ KADEH RAKI


AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ, OKULUNUN DUVAR GAZETESİNE YAZMIŞ. İNANILMAZ GUZEL VE FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI İYİ DE YAPMIŞ. BOL MİKTARDA İLETELİM LÜTFEN... Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini borçlu olduğu insan: ATATÜRK... Gençliğinde kot pantolon giyememiş. Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş... Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş... Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğinde Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu... Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş... Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş... Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar... Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş! Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden gitti .. Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı. Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı. Atatürk'e acıyorum... Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir. Aaaah ah... Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken... Bunları yapmadı Atatürk... Keyif çatmadı... Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı... ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI. O ISE SADECE BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI. BÜTÜN LÜKSÜ 2 KADEH RAKI IÇMEKTI O KADAR.....

21 Aralık 2011 Çarşamba

ANNE KİMDİR / NEDİR?

Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış bu kadar  olur yani, tam tarif !!!  
ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan 
tek  insandır. Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir! Ne kadar 
üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür, yağlı 
bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek 
varlıktır,meleğin süt verebilenidir. 
Yarasın diye muhallebinin içine
ciğer katarak çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır 
. Yemek 
yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla 
maymunluk yapabilen kişidir, kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa 
da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir, bulaşık,  
ütü, vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, 
kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir . Yemek 
uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlü her şeyi bilen şahsiyettir,  
yavrularını yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir, dizi 
dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir, 
sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, 'amaaan ben sana daha güzelini  
bulurum' diyebilen komik bir karakterdir. 'Oğlum aradım yoktun. Ben de 
mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladım. Kara 
börülcem >benim öptüm annen , şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi 
ısrarla >reddeden, kabullenemeyen, kafasına göre yorumlayan bilişim 
düşmanıdır .. >*** AMA ... AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel 
kokan, >harikulade bir varlıktır , olmadık yerlerde iyi ki doğurmuşum ulen 
seni!' >diyen ve 
benim hatırıma benimle Freddy Mercury dinleyen bir sabır
ağacıdır,
 evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan 
güç >abidesidir evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan,  
temizlik konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi 
temizleyen balans ayarı kaçmış temizli k kaynağıdır, mutfakta yaşayan, 
evde herkesi idare eden bir tür canlıdır. Sevginin güçlerini 
birleştirdiği >sonsuz bakiredir !! Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu 
görünce, çocuğu >mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, 
çocuğu askere >gidince, asmalı kabağı seyredince, dolar yükselince velhasıl 
buna benzer >bissürü şeye ağlayabilen, bu mesajı okurken duygulanıp - 
gözleri >dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır, son 
kiiii üç >dört; uzakta dursa da yakın hissedilen, canı hep istenen, asla 
vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlatların varlığını  
varlığına armağan edebileceği, *** ıslak - kuru ama heeeep duygulu*** en 
önemlisi; bir yerleri oynamayan tek kadın modelidir. 
Ne güzel anlatmış 
değil >mi?

19 Aralık 2011 Pazartesi

Hâlâ sizinleyse!!!

1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı
Butun gece aglayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz

2 yaşınızdayken size yürümeyi ögretti
Size seslendiginde odadan kaçarak teşekkür ettiniz

3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı
Tabaginizi masanin altina dokerek tesekkur ettiniz

4 yaşınızdayken elinize rengarenk kalemler tutuşturdu
Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz

5 yaşınızdayken sizi cici kiyafetlerle süsledi
Gördügünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz

6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü
Sokaklarda "GITMİYCEEEEEEEM"diye ağlayarak teşekkür ettiniz

7 yaşınızdayken size bir top hediye etti
Komşunun camını kırarak teşekkür ettiniz

9 yaşınızdayken size dualar öğretti,
siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.


11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü
"Sen bizimle oturma"diyerek teşekkür ettiniz

12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi
O evde degilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz


19 yaşınızdayken okul masraflarinızı karşıladı,sizi arabayla kampuse goturdu ve eşyalarınızı taşıdı
Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz

21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi
"Ben senin gibi olmıycam"diyerek teşekkür ettiniz

22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı
Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz

25 yaşınızdayken dugun masraflarinizi karşiladi, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı
Siz dunyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz

30 yaşınızdayken bebek bakımı hakkında size akıl vermek istedi
"Artık bu ilkel yöntemleri bırak"diyerek teşekkür ettiniz

40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı
"Anne işim başımdan aşkın"diyerek teşekkür ettiniz

50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiginizde mutlu oldu
Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz

Derken bir gün..... o öldü
O güne kadar onun için yapmadıgınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü....




EĞER HÂLÂ SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK SEVİN...

17 Aralık 2011 Cumartesi

30 Yaş Üstü Kadın

Andy Rooney der ki..." Yasim ilerledikce, en cok otuz yasini asmis bayanlara deger vermeye basladim."
İste bunun sebeplerinden bir kaçı:

Otuz yasini gecmis bir kadin asla sizi gecenin bir yarisi uyandirip "ne dusunuyorsun? " diye sormaz...... .
Umurunda degildir cunku ne dusundugunuz. 

************ ********* 


Otuzunu asmis bir kadin TV deki maci seyretmek istemiyorsa, soylene soylene TV 'nin karsisinda yaninizda oturmaz..... ..
Yapmak istedigi bir seyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan birseydir.
************ ********* *** 

Otuz yasini asmis bir kadin kendini yeterince iyi tanir ve kendinden emindir...
Kim oldugunu, ne oldugunu, ne istedigini, ve kimden istedigini bilir.
************ ********* **** 

Otuzunu asmis cok az kadin onun hakkinda ya da yaptiklari hakkinda ne dusundugunuzu onemser.
************ ********* *** 

Otuz yas ustu kadin cogunlukla buyuk asklara, omur boyu surecek bagliliklara doymustur.
Hayatinda en son ihtiyaci oldugu sey bir baska miz miz, devamli soylenen, ne yapacagina karisan, yapiskan bir asiktir.


Otuzunu asmis kadin, agirbaslidir. Bir operanin ortasinda ya da pahali bir restoranda sizinle ciglik cigliga
kavga etmesi cok nadirdir...
Ha tabi hakettiyseniz, sizi vururken de hic tereddut etmez, sonuclarina katlanmayi da planlayarak. ..
************ ********* 

Otuzunu asmis kadin ovguler yagdirmakta cok bonkordur, cogu hak edilmemis bile olsa.....
cunku takdir edilmemenin ne oldugunu iyi bilir. 

************ ********* 


Otuzunu asmis kadin sizi bayan arkadaslariyla rahatlikla tanistiracak kadar kendine guvenir..... .
Daha genc bir kadin, en iyi arkadasini bile gormezlikten gelebilir, yanindaki adama guvenmedigi icin.
************ ******** 
Otuz yasin ustundeki kadin sizin onun arkadasina ilgi duymanizi hic sallamaz.... . arkadasinin onun aldatmayacagini bilir. 


Kadinlar yaslari ilerledikce medyumlasirlar. Ona gunah cikarmaniza Hic gerek yoktur..... Onlar her haltinizi bilirler. 

************ ********* 


Otuz yasini asmis bir kadin Kipkirmizi bir ruj surdugunde bu ona cok yakisir. Ama daha genc kadinlarda boyle degildir. Cig durur.....
************ ********* * 

Otuz ustu kadinlar aciksozlu, dogrucu ve durustturler. ..... Onun icin ne anlam tasidiginizi merak etmenize gerek yoktur...... .
Ne kadar geri zekali oldugunuzu bir cirpida acik acik soyleyiverir. ......
eger bir geri zekali gibi davrandiysaniz. 

13 Aralık 2011 Salı

EVLİLER OKUSUN ,BEKARLAR DA DERS ALSIN


Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17 seneyi bitirdigim bir kurum benim için..
17 senede (abartmiyorum) 40 çift arkadasimin son verdigi kurum ayni zamanda da...
Evliligimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan...
Nedir bu dayatmalar?
 Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi, egitim seviyesinin erkegin lehine
 yada en azindan esit olmasi bunlarin sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum...
Erkek yasça büyük olmali ki, kadina 'hot' dediginde oturmali kadin...
Yada yumusatiyorlar;
-Efendim kadin erkekten önce çöktügü için (hani dogum falan) küçük olmaliymis yasi...
Egitimde de böyle.. Kadinin çok okumusu bilmis olurmus, evde kalmakmis layiki....
ESiM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldi 17 senede, ne de benden önce çöktü..
Yillar içinde ben yaslandikça o gençlesti,
-'Ooo Can bey kapmisiniz çitiri' esprilerine muhattap dahi oldum.
ESiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi;ben bi taneyi 9 senede bitirdim..
Ne o bana bilmislik tasladi, ne ben ona ezik baktim...
Kulaga gelen müzik tekse de, onu olusturan notalar farklidir der Halil Cibran...
Bunu unutmadik biz.Ben konusurken o dinledi,ben dinlerken o konustu 17 sene.
O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik.
Öfke bitip firtina duruldugunda 'ama bi de böyle düsün' de dedik fikrimizi savunurken.
Farkli insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savasan neferlerdik bu hayatta...
Asla bilmedik ne kadar para kazandigimizi, ortak cüzdanimizdan gerektigi kadar aldik..
Ne kadar çalarsa çalsin masanin üstünde telefon ,
kim bu saatte arayan karsi cins diye sorgulamadik da ama...
Sevginin en büyük dostuydu bizim için  'güven'...
ve güvenin ardina saklanmis bir 'saygi' vardi daima...
Ne  kavgalar, ne badireler atlattik 17 senede...
Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yasayacaktik...
Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamin disinda yattim bi gece, misafir  odasinda...
Gece yarisi kapi açildi esim;
-'Ne yapiyosun burda?' diye sordu 
kapinin esiginden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bi sesle...
Gitti, gelmesi 1 dakikasini almisti elinde yastikla... '
kay yana' dedi daracik yatakta. 'ne yapiyosun?' dedigimde
'benim yerim senin yanin, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...
Anladim ki o gece, en uzun kavgamiz yat saatine kadar sürecek...
Ve bence dogrusu da bu...
 Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamiz haric..
Kirsak da zaman zaman kalplerimizi,asla kin tutmadik  birbirimize...
Toplum kurallariyla oynasaydik bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktik o listede...
Ama oyunun kurallarini biz koyduk... 
 Nede olsa bizim oyunumuzdu,oynanan...
Evlilik; hesapsiz içine dalinmasi gereken bir oyun bence...
Topluma kulaklarini tikayarak hemde...
Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...
Sadece gönlünüzden geçtigince...
Dedigi gibi Ataol Behramoglu'nun
 '...Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
Yasadin mi büyük yasayacaksin, irmaklara, göge, bütün evrene karisircasina
Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir.
 Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana...

CAN DÜNDAR :"Hayat kisa gelen bir battaniye gibidir.
Yukari cekersin ayak parmaklarin isyan eder.
Asagi cekersin omuzlarin titrer .
Ama yine de, neseli insanlar dizlerini karinlarina ceker, rahat bir uyku uyumayi basarir.."........

11 Aralık 2011 Pazar

Atatürk

Babası öldü.
> Yetim büyüdü.
> Üvey evlat oldu.
> Tutuklandı.
> Hapse atıldı.
> Sürüldü.
> İşsiz kaldı.
> (Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne: Harcamalarım
> fazla değil, zira gelirim hep az.)
> Hastalandı...
> Böbreklerinden.
> Vuruldu...
> Göğsünden.
> Mesleğinden atıldı.
> İdama çarptırıldı.
> Kardeşleri öldü.
> Çocuğu olmadı.
> Boşandı.
> Karaciğeri iflas etti.

> Evet...
> Mustafa Kemal Atatürk bu.

> Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın... Anlatın ki, o yetimin,
> evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.

> Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folk lorik bir müsamere coşkusundan
> ibaret değil çünkü... Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.

> İşte liste yukarıda.
> Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse, gelmiş... Bunu
> anlatın.
> Direnen...
> Teslim olmayan ruhu anlatın.

Korkmasınlar engellerden.
> Korkmasınlar yalnız kalmaktan.
> Korkmasınlar işsizlikten.
> Korkmasınlar parasızlıktan.
> Korkmasınlar alçaklardan.
> Korkmasınlar doğrulardan. 


>Yürek dediğin...
> Sadece organ değil arkadaş.
> Bunu anlayın!!!




Izmir kurtulmus, çok tatli bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler...
> Trene binerler ve kompartimana çekilirler. Ertesi gün, yaveri, Atatürk'ün
> kompartimaninin kapisini çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatini
> yikamaktadir. Yaveri: 'Pasam bu ne hal, hiç uyumadiniz herhalde; niye
> böylesiniz', der. 'Çocuk, kompartimanima yastikla battaniye koymayi
> unutmussunuz, kolumu yastik yaptim agridi, setremi yastik yaptim üsüdüm,
> uyumadim kalktim', der. Yaveri: 'Aman Pasam! Birimize haber vereydiniz;
> hemen size bir yastikla battaniye getirirdik', der. Ve bir ülke kurtarmaktan
> dönen komutan tarihi bir cevap verir:'Geç fark ettim, hepiniz en az benim
> kadar yorgundunuz, hiç birinize kiyamadim. Önemli olan benim uyumam degil;
> milletimin rahat uyumasi'. ATAMIZ SAYESINDE NE KADAR RAHAT UYUYORUZ KI; HALA
> UYANAMADIK ?

9 Aralık 2011 Cuma

Kızılderili Burçları


22 Aralık – 19 Ocak
YABANKAZI
"Bilge, dingin, yardımsever bir lider!"
Uğurlu taşı: Kuvars
Rengi: Beyaz
• Evrenin tüm enerjisini kullanabilme yeteneği 
• Sakin, dingin bir kişilik 
• Olayları kavrama yeteneği 
• Dikkatli, titiz ebeveyn 
• Hata yapmamak için çok çalışma 
• Arkadaşlık ve dostluk seçiminde çok dikkatli 
• Sindirim sisteminde hassasiyet 
• Büyük gelişimlere açık 
• Morali bozukken çekingen ve içe kapanık 
• Lider olma kabiliyeti 
• Alışkanlık ve geleneklerine bağlı 
• Ev hayatında düzenli ve özenli 
• Arkadaşlarını ve çevresini geliştirmeye eğilimli 
• Güçlü intikam duygusuna sahip 
• Çok sayıda değişik işi ve görevi yürütebilme yeteneği 
• Kusursuzluk tutkusu 
• İnsanlar ve doğa ile kolayca uyum sağlama 
• Dayanıklılık , bazen katılaşma 
• Aydınlık ama ulaşılması zor bir kişilik 
• Kusursuz bir bilge



20 Ocak – 18 Şubat
SUSAMURU
"Sevimli, canayakın, iletişimi yüksek bir yardımsever!"
Uğurlu taşı: Gümüş
Rengi: Gümüş
• Arkadaşları tarafından sevilen, sayılan bir kişilik 
• Duygularını saklamaya meyilli, 
• Karşı koyulması zor, 
• İştahlı, yemek yemeyi seven 
• İyi bir baba, iyi bir eş, 
• Akıllı, Cesur 
• Esnek ve yardımsever 
• Sosyal yardımlaşma konularına eğilimli, 
• Güvenilir bir dost, 
• Dalgın ve hayalci, 
• Uzak ülkelere gitmeye eğilimli, 
• İyi bir dert ortağı, 
• Hassas noktası; Sinir sistemi 
• Affedici, 
• Güçlü bir içgüdü ve altıncı his, 
• Tehlikeli durumlarda yanlış kararlar almaya eğilimli, 
• Kendilerini başkalarının yerine koyabilme kabiliyeti, 
• Aşırı korkusuzluk sonucu tehlikeli işler yapabilme, 
• Sürekli yeni planlar yapma, 
• İlk adımları atarken kararsız, 
• Özgürlüğüne düşkün, 
• Herkesle dost!

19 Şubat – 20 Mart
PUMA
"Kıvrak ve güzel bir duygu yumağı!"
Uğurlu Taşı: Firuze
Rengi: Mavi – Yeşil
• Kendi alanlarına ve özeline düşkün,
• ugusal ama duygularını göstermeyen,
• Zor güvenen ve ihtiyatlı,
• Ruhsal bir avcı,
• Evine düşkün,
• Yalnızlık duygusu güçlü,
• Sezgileri yüksek,
• Kıvrak zekalı,
• Doğru olanı yaptıkları konusunda güvenceye ihtiyaç duyan,
• Sevecen, neşeli bir ebeveyn,
• Hareketli,
• Duyarlı,
• Uysal,
• Akıl almaz bir düşgücü,
• Hassas nokta: Mide – Bağırsak,
• Köşeye sıkıştıklarında kavgacı ve atik,
• Güvendiklerine tüm yüreği ile sevgi gösterme,
• Anlaşılması zor, gizemli,
• Güçlü sezgiler,
• Duyguları baskı altında tutma eğilimi,
• Atik bir ruhsal koşucu,
• Başkalarının göremediğini gören,
• Romantik.

21 Mart – 19 Nisan
ALADOĞAN
" Görkemli ve büyüleyici bir iyilik sembolü!"
Uğurlu Taşı: Opalin
Rengi: Sarı
• Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji,
• Daldan dala atlayan,
• Hızlı gelişme, değişme kapasitesi,
• Düşünce ve duygularında çok açık
• Açıksözlü ama bazen patavatsız,
• Yalana ve yalancılığa tahammülü olmayan,
• Korkusuz,
• İleri görüşlü,
• Kızgın olduklarında saldırgan ve çok tehlikeli,
• Bağımsız,
• Kolayca dikkati dağılan,
• Enerjilerini yönlendirmeye başaranlar için iyi bir yönetici,
• Sağlam bünyeli,
• Hassas Nokta; Baş bölgesi, sık baş ağrısı,
• Herkesle anlaşan,
• Doyumsuz bir güç ve enerji isteği,
• Yeryüzü işlerine aşırı eğilim,
• Dost ve adil bir ebeveyn,
• Çoşkulu,
• Heyecanlı,
• Arkadaş yanlısı, geniş bir çevre,
• İletişim gücü yüksek,
• Pırıltılı,
• Etkileyici,
• Hayır demesi zor!

20 Nisan – 20 Mayıs
KUNDUZ
"Herkese yaşam gücü ve tadı veren denge merkezleri!"
Uğurlu taşı: Krisokol
Rengi: Mavi
• Dengeli, ağırbaşlı,
• Değişimi sevmeyen,
• Planlı,
• Eşyalarına düşkün,
• Bir işi yaptığı zaman hem güzel hem yararlı olmasına çalışan,
• Fiziksel lark çok güçlü,
• Sürekli barışı arayan ve barış ortamlarını tercih eden,
• Toprağa, köke bağlı önem veren,
• El becerileri yüksek,
• Her türlü fiziksel ortama uyum sağlayan,
• Kendi rahatı ve huzuru için çevreyi düzenleyen,
• Tek boyutlu düşünceye kolayca kayabilen,
• Sessiz, sakin,
• Güven duymadıkları zaman geride kalıp dinleyen,
• Sinirlenince yıkıcı,
• Suyla ilgilenmekten hoşlanan,
• İşleri sürtüşmesiz, uyumlu hale getirmeyi başaran,
• Maddi alanda güvenceyi seven,
• Evliliği ciddiye alan ve eşine sadık olan,
• Tutarlı ve dengeli ilişkileri tercih eden,
• İç huzura önem veren,
• Kararlı ve dirençli ama bir o kadar da tehlikeli!

21 Mayıs – 20 Haziran
GEYİK
"Çekici, hareketli, duyarlı bir şifacı!"
Uğurlu taşı: Akik
Rengi: Beyaz – Yeşil
• Hareketi seven,
• Aynı anda birkaç işi yapabilen,
• Durmadan bir düşünceden ötekisine geçen,
• Çok uyank vezeki,
• Koruma içgüdüsü fazlası ile gelişmiş,
• Güzel olan her şeyi seven,
• İlişkilerinde fiziksel görünüme önem veren,
• Sanatçı kişilikli,
• Yeni buluşlara meraklı,
• Yeni tatlar, yeni yerler görmeyi seven, maceracı,
• Gülmeyi seven bir kahkaha makinesi,
• Monogamist ilişkilere yatkın olmayan,
• Sevgi dolu bir ana-baba,
• En küçük işte bile güzellik yaratabilen,
• Hassas nokta: Damar tıkanıklıkları,
• Kalıcı ilişkileri olması gereken,
• Sevinmeyi ve sevinç duygusunu çok önemseyen,
• Yaratıcı,
• Konuşkan,
• Dünyanın tüm güzelliklerini görebilen,
• Duyarlı,
• Keyif almayı bilen,
• Maceracı!

21 Haziran – 22 Temmuz
AĞAÇKAKAN
"Aile ortamlarının ve sevginin vazgeçilmez merkezi!"
Uğurlu Taşı: Kırmızı Akik
Rengi: Pembe
• Gizemli yetenekleri olan,
• Dengeli ortam ve dengeli durumları tercih eden,
• Olayların iç yüzünü kolayca kavrayan,
• Muhakkak sevdikleri bir eşe ihtiyaç duyan,
• Düzenli, iyi ilişkiler kuran,
• Çok hırslı,
• Anaç, evcimen,
• Sevmeyi ve sevilmeyi çok önemseyen,
• Yardımsever,
• Dinsel ve mistik eğilimleri olan,
• Uzak çevreye kadar herkesle ilişki içerisinde olan,
• Uyumlu,
• Güven duygusuna önem veren,
• Çabuk korkan,
• Milliyetçilik duyguları güçlü olan,
• Maddi güvence olmayınca mutsuz olan,
• Hassas Nokta; İç hastalıkları,
• Yaşamda her zaman ruhsal bir amaç arayan,
• Huzursuz olunca hastalanma eğilimine sahip,
• Sağlam ve güvenilir bir dost!

23 Temmuz – 22 Ağustos
MERSİNBALIĞI
"Gösterişli, bağımsız, sevilen, keskin görüşlü bir fırtına!"
Uğurlu Taşı: Gröna Demir
Rengi: Kırmızı
• Soylu, görkemli düşünmeyi seven,
• Dost ama alaycı,
• Gerçek duygularını saklayan,
• Hassas nokta; Soğuk algınlığı, boğaz ağrısı, hazımsızlık,
• Başkalarının kendilerine verdiği acıyı unutmayan,
• Başkalarına duygusal çözümler sağlamayı seven,
• Liderlik duyguları çok güçlü,
• Egemenlik kurmayı seven,
• Bazen kibirli,
• Çok zeki, uyanık ve hareketli,
• Çocuklarına karşı korumacı,
• Tükenmez bir güç kaynağı ve ruhsal derinlik,
• Çok sağlam bir korunma zırhı,
• Okumaya meraklı,
• Haksever, iyi niyetli bir yönetici,
• Hırçın davranışların altında yumuşak ve kırılgan bir yürek,
• Acılarını, dertlerini asla göstermeyen,
• Psikolojik ve fiziksel sıkıntıları kolayca çözümleyebilme yeteneği,
• Başka insanların üzerinde güçlü etkiler yaratan,
• Beklenmedik, hesapsız öfke patlamaları olan,
• İyi yürekli, duyarlı kişiler!

23 Ağustos – 22 Eylül
BOZAYI
"Çözümlemeci ve mantıklı düşünme yeteneği olan bir organizatör!"
Uğurlu Taşı: Ametist
Rengi: Erguvan
• Mantıklı,
• Adalet duygusu güçlüolan,• Yalana karşı hassas ve hemen hisseden,
• Öfkesini soğukkanlı ve hesaplı bir şekilde gösteren,
• Konuşmayı seven,
• Aynı zamanda uzun süre suskun kalabilen,
• Korkutucu bir düşman,
• Somut aleme ve lükse meraklı,
• Akıllarına koydukları zor, kolay her şeyi yapabilen,
• Sorumluluk duygusu çok güçlü,
• Sinirli ama sevecen bir ana-baba,
• Temiz, titiz,
• Disiplinli ve düzenli,
• Uyumlu ama çekingen,
• Aldatılmaya tahammülü olmayan,
• Sorunları kolayca çözebilen,
• Zayıf olan herşeyi küçümseyen,
• Ruhsal gelişim konusunda desteğe ihtiyaç duyan,
• Yemeğe düşkün ama rejimi de seven,
• Hekimlik, yönetim ve savunma konularına meyilli,
• Hassas Nokta; Mide, bağırsak ve kalp,
• Tasarıları ve düşüncelerinin bozulmasına asla izin vermeyen,
• Dürüst ve etkin bir kişiklik!

23 Eylül – 23 Ekim
KARGA
"Özveri, nezaket ve kararlılığın mükemmel bir bileşimi!"
Uğurlu Taşı: Jasper
Rengi: Kahverengi
• Yardımsever,
• Doğa ile ilişkide olmayı seven,
• Ani, beklenmedik manevralar yapabilen,
• İç dengeleri bozulmazsa uzun süre çalışabilen,
• Ruhsal alanda çok rahat olan,
• Hayattan zevk almayı bilen,
• Küçük şeylerden mutlu olan,
• Her şeyin iyi ve kötü yanını kolayca görebilen,
• Çelişkili,
• Her türlü düşünce ve akımı izleyip öğrenmek isteyen,
• Sevdiklerine karşı aşırı korumacı hatta yıkıcı,
• Kendilerini bulmak için zamana ihtiyaç duyan,
• Hayvanlara düşkün,
• Evine özenen, zevkli, dekorasyona meraklı,
• Güzel şeyleri seven,
• Estetiğe düşkün,
• Kendilerini bulmakta bazen zorluk çeken,
• Çok sevimli,
• Çok fedakar bir ebeveyn,
• Kucaklanmayı ve öpücüğü seven,
• Güven vermeyi ve güven kazanmayı seven ve kolayca öğrenen,
• Hayatı dolaysız ve yoğun yaşayan,
• Güzel ve yakışıklı insanlardır!

24 Ekim – 21 Kasım
YILAN
"Ruhsal güçleri çok yüksek duyarlı insanlar!"
Uğurlu taşı: Bakır – Malahit
Rengi: Turuncu
• Ruhsal seslere karşı duyarlı
• Uğraştıkları işte başarılı,
• Kendi söylediklerini benimseten,
• İlişki kurdukları şeyleri dönüştürme yeteneği,
• Tükenmez bir enerji,
• İyileştirici güçlere sahip,
• Hassas Nokta: Karın ağrısı,
• Çevrelerine yardımcı olma yeteneği,
• Bazen dar kafalı,
• Karar verme aşamasında yardım almayı sevmeyen,
• Aydın bir kişiliğe sahip,
• Çatal dilli,
• Soğukkanlı,
• Çok gizemli,
• Ketum,
• Kusursuz ,
• Etrafa kolayca uyum sağlayan,
• Çocuklarına yetki vermeyi seven,
• Kendi özlerini değiştirebilme gücü,
• Saklı işler çevirmeyi seven,
• Çok çekici,
• Dokunma ve titreşimlere olağanüstü duyarlı,
• Farklı bir kişilik!

22 Kasım – 21 Aralık
WAPİTİ
"Yeniden doğan veya yeniden doğurabilecek bir güç simgesi!"
Uğurlu Taşı: Obsidiyen
Rengi: Siyah
• Parlak, saydam yapılı bir kişilik,
• Sık sık ikilem yaşayan,
• Yaşamları boyunca bıçak sırtında yürüyen,
• Dış etkilerden gerçek özleri çıkarmayı çok iyi beceren,
• Yumuşak ama güçlü bir yapıya sahip,
• Çevrelerine karşı antiseptik bir etkiye sahip olan,
• Çok güçlü bir adalet duygusuna sahip,
• Güçlü içgüdüleri olan,
• Ruhsal düğümleri kolayca çözebilen,
• Yükseklere tırmanmayı başarabilen,
• Sağlam içgüdüleri olan,
• Yakın ilişki kurmaktan çekinen,
• Sıcak kalpli, sevgi dolu olabilen,
• Fikirlerinden asla caymayan, kendi bildiğini okuyan,
• Bazen aşırı cesur,
• Erkenden olgunlaşan,
• Çabuk öğrenen,
• Öfke nöbetleri geçirebilen,
• Kazandıkları bilgileri herkesle paylaşan,
• Gururlu,
• Saygı ve sevgi uyandıran, neşeli Wapiti'ler

3 Aralık 2011 Cumartesi

İlginç bir yazı :)‏

Tanrı yeryüzünü "Lahana, Karnabahar, Ispanak" gibi çeşit çeşit yeşil ve sarı 
sebzeyle donattı.

"Adam ve Kadın" sağlıklı ve uzun hayatlar yaşasın diye. Bunu gören şeytan 
McDonald'sı yarattı . 

McDonald's ise 99 centlik iki katlı cheeseburger'i icat etti. şeytan 
Adam'a dedi ki; "Yanında patates, cips ister misin?" Ve Adam dedi ki; "Süper 
boy olsun!" Böylece Adam kiloları almaya başladı. Ve Tanrı sağlıklı yoğurdu yarattı. 

Kadın onu yesin ve bedenini adamın beğendiği boyutlarda tutsun diye. Bu 
sefer şeytan, yoğurdu dondurdu. çikolata getirdi, fındık getirdi. Yoğurdun 
üzerine konacak parlak renkli şekerler getirip serpti . 

Ve Kadın da kiloları almaya başladı. Ve Tanrı dedi ki ; çok taze salatamı 
bir deneyin" Bunun üzerine şeytan kremalı hazır salata soslarını icat etti, 
üzerine salam ve dilimlenmiş peynir parçalarını da ekledi. Sonra tatlı için 
dondurmayı çıkardı. Ve kadın daha da kilo almaya başladı. Ve Tanrı bu sefer 
dedi ki ; " Sana sağlıklı sebzeler verdim. Onları tüketesin diye zeytinyağını 
da veriyorum" Ve şeytan, Cracker Barrel'dan tavukla kızarmış biftek getirdi.

Öyle büyüktü ki, kendi ayrı tabağı bile vardı. Ve adam kiloları yüklendi, 
kötü kolesterol tavanı delip çıktı. Ve Tanrı, koşu ayakkabılarını yarattı ve 
adam bu fazla kilolardan kurtulmaya karar verdi. Ama bu sefer şeytan, 
kablolu TV'yi yarattı, uzaktan kumandayı yarattı. öyle ki, adam TV1 den TV2 
ye giderken bile yerinden kalkmadı. Tanrı dedi ki; "Ey şeytan, her seferinde 
sen kazanıyorsun! ..." 

Ve tanrı patatesi yarattı. Besinle dolu, dogal 
olarak, yağ düzeyi düşük, sağlıklı bir sebze olsun istedi. Sonra şeytan 
geldi ve patatesin sağlıklı kabuğunu soydu attı. Nişastalı gövdesini çabuk 
çabuk kesip, derin tavada katı yağ ile kızarttı. içine banıp yensin diye de 
kremayı icat etti. 

Ve adam uzaktan kumandasına sarıldı, kızartılmış
patatesini kremaya banıp yedi. Yedikçe kolestrole battı. Ve şeytan baktı, 
iyi olduğunu gördü. "iyi oldu" dedi... Ve Tanrı içini çekerek baktı, düşündü 
ve "by-pass" cerrahiyi yarattı... Bunu gören şeytan da "Sağlık Sigortası 
şirketlerini" getirdi! 

(Hintli bir yazardan)

29 Kasım 2011 Salı

Light Erkek izin başvuru formu

İzin Başvurusunda bulunan / koca / sevgili / erkek arkadaş adı: ????.. ????
Aşağıda belirtilen periyodda hayatımın en yüksek mertebesinde ilelebet yer alacak olan insandan izin rica ediyorum:
Tarih: Ayriliş Zamanı: Dönüş Zamanı:
İzin isteğimin uygun görülmesi halinde burada resmen yemin billah ediyorum ki; sadece aşağıda belirtilen mekanlarda, belirtilen süre dahilinde bulunacağım. En az bir saat önceden hayatımın en büyük anlam ve önemini taşıyan ve en yüksek mertebede bulunan insanın yazılı veya sözlü izni alınmaksızın aşağıda adı geçmeyen hiç bir dişi ile konuşmak bir yana göz temasında dahi bulunmayacağım. Bir kaç kadeh içtikten sonra cep telefonumu kapatmayacağım ve aşağıda belirtilenden fazla alkol kesinlikle almayacağım. İzin talebim onaylanmış olsa dahi eş/kız arkadaş/nişanlımın müteakip haftalarda bir neden ileri sürmeye gerek olmadan sinirlenip canıma okuma hakkını saklı tuttuğunu da kabul ediyorum.
İzin verilen alkol miktarı (tek) ..BİR KADEH NANE LİKÖRÜ
İzin verilen Mekanlar ...........................
Karşılaşılabilecek Dişiler...... ANNE(1 ADET)
Ben en alt seviyeden bir yaşam formu, hatta besin zincirinin en alt halkasıyım. Bu ilişkide pantolon giyen tarafın kim olduğunu ve bunun ben olmadığımı çok iyi biliyorum. Hayatımın her anını tarafınızdan konan ve istendiğinde, önceden uyarı yapılmaksızın değiştirebileceğiniz kural ve prensipler dahilinde geçireceğime yemin ederim. Bunun sonunda bana pırlanta-çikolata-çiçek gibi şeylere yatıracağım bir hazineye mal olacağını da biliyorum. Kredi kartımı istediğiniz zaman ve yerde kullanma hakkına sahip olduğunuzu söylememe dahi gerek yok. Benim talep ettiğim değil, aşağıda tarafınızdan onaylanan zamanda eve dönmediğim takdirde geceyi, bir parkta, sehrin en rezil serserisi ile aynı bankta geçireceğiminde farkındayım. Eve dönerken hayallerimin ürünü bir şahısla kavga veya ağız dalaşına girmeyeceğim. Gardrop, bulaşık makinası, buzdolabı gibi seylerin içine işenmemesi gerektiğini de öğrenmiş bulunmaktayım.
En bilinçli halimle (ki bu halim bile ilişkimizin en yüce olan tarafındaki ile karşılaştırılamaz) yemin ederim ki burada yazdıklarım doğrudur.
İmza ? Erkek Arkadaş/Koca/Nişanlı:
İzin talebi ONAYLANMIŞTIR / REDDEDİLMİŞTİR
Benim koyduğum şartlar ve nihai karar tartışmaya ve her türlü yoruma kapalıdır.
Erkek Arkadaşım/Kocam/Nişanlım aşağıda belirtilen zamanda izinlidir:
Tarih: Ayrılış Zamanı:20,30 Dönüş Zamanı:23,30
İMZA ? Kız Arkadaş/Nişanlı/Eş:

12 Kasım 2011 Cumartesi

İş İlanlarının Anlamları

TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN
Yapacağınız işle bir ilgisi yok ama, bu sıra herkes ingilizce bilen eleman arıyor. Bir bildikleri olmalı. 

ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK
O kadar işin arasında sizi eğitecek ne paramız, ne de zamanımız var. Mesleğinizle ilgili gelişmeleri iş saatleri dışında kendiniz araştırıp öğrenmek zorundasınız.

İNİSİYATİF SAHİBİ
Üstlerinden habersiz iş yapabilecek, ancak başarısız olursa canına okunmasına katlanabilecek.. 

SİSTEM OLUŞTURABİLEN
ISO çalışmalarına başladık. Yazılacak 78 adet prosedür var. 

SORUMLULUK ALABİLEN
Vergi, sigorta müfettişleri bir usülsüzlüğü yakaladığında ? valla üstlerimin bu işlemlerden hiç haberi yoktu, onlara danışmadan kendim yaptım..." diyebilecek saflıkta olan. 

ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI
Bayansanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yaani.( ne yaa, israil mi burası .) 

BİLGİSAYAR KULLANABİLEN
Valla geçen gün arkadaşın aklına uyup bir bilgisayar aldık ama. 

KARİYER OLANAKLARI SUNAN ŞİRKETİMİZ
Başlangıç ücreti olarak piyasanın altında veriyoruz, ama burada gece yarılarına kadar çalışıp yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz. 

SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN
Altınıza bir araba vericez, o şehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolaşacaksınız. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz eşinize bir danışın.Ya da hiç danışmayın, bu sizin için iyi bir fırsat olabilir. Artık ona siz karar verin. 

İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI
Şirketimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. 

İKNA KABİLİYETİ OLAN
Müşterileri kalitesiz ürünleri daha pahalıya almaya razı edebilecek. 

ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN
Ne bütçeyi tuturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Herşey arap saçına döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. 

TERCİHEN YÜKSEK LİSANS MEZUNU, İNGİLİZCEYİ ANA DİLİ GİBİ KONUŞABİLEN, KONUSUNDA EN AZ ON YIL DENEYİMLİ, ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ, 30 YAŞINI AŞMAMIŞ." 
Oha demeyin, aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilirmiyiz onu da bilmiyoruz. Ama patron yazalım diyor, ilan havalı oluyormuş. 

B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP
Size araba vericez ama şoför vermicez. Uzun yola alışıksınızdır umarız.

TERCİHEN MUHASEBE VE / VEYA İNGİLİZCE BİLEN ( Valla gerçek !)
Şimdi sizi tam olarak nerede kullanacağımızı bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi... Hele bir siz işe başlayın.Gerisini sonra düşünürüz.

5 Kasım 2011 Cumartesi

Kadınlar...

Bu yazıdan evli olanlar (potaya girenler de kısmen dahil olabilir) ve olmayanlar eminim farklı şeyler hissedecekler. Hayat boyu dayanabilecek gücümüzün ve sabrımızın olması dileği ile.   
Not: içini dökmek isteyen varsa buyursun, 


 
Biz birkaç "çalışan" ve "güçlü" kadındık.. Güçlü olduğumuz için her işimizi kendimiz halletmeye alışmıştık.
Ailelerimiz öyle yetiştirmişti bizi.
Sonra üniversite.. Hemen arkasından iş hayatı..
Evdeki ampul, kırık menteşe, gece yarısı tutan böbrek taşı ağrısı vız gelir tırıs giderdi bize.
Bir erkeğe gereksinim duymadan hayatımızı pekala da sürdüren cinstendik hepimiz.
Faturalarımızı kendimiz yatırıyor, döndürüyorduk işte bir şekilde çarkımızı.
Ayrıca kendi ağırlığımız yetmezmiş gibi çevremizde kim varsa onları da
sırtlanıyorduk..
"Özgür"dük. "Dimdik"tik. Asla boyun eğmiyorduk..
"Güçlü "ydük.
Aşık olduğumuzda canımız nasıl çekerse öyle
sevişiyorduk..Öyle kurallar, ertelemelerimiz filan yoktu. Kimseye problem çıkarmıyorduk. Bütün gün, eşek gibi çalışıyor, sevgilimizin
canı istedi diye de, işten çıktıktan sonra, gidip alelacele
hazırlanıp,bizi evden almasına gerek bile bırakmadan, neredeyse ona
gidiyorduk Bir şey istemeyecek, sızlanmayacak, söylenmeyecek kadar
"güçlü" olduğumuzdan Sorunlarımızı kendimiz çözmeye alışıktık, onun
(sevgilimizin)haberi bile olmuyordu çoğu zaman para var - yok, regl
ağrısı,sistit ilacı, cüzdanım çalındı gibi geceleri bizi uykusuz
bırakan kıvranmalarımızdan da.
Birinin bize acıması en son istediğimiz "şey"di çünkü.
sonra bir bakıyorduk ki, hakikaten kimse bize "hiiiiç!"
acımıyordu. "Ağlamayan çocuk ve meme" hesabı. Zamanla bu
durum görevimiz haline dönüşüyordu.
Artık dayanamayıp da, içimizdekileri birazcık dile getirecek
olsak,"aman tanrım!": sorunlu, kaprisli, feminist, tahammül
edilemez,bunalımlı filan oluyorduk.
Çaresiz sesimizi kesip yola devam ediyorduk, "bu nedenlerle"
terk edildiğimizde. Sonra bir duyuyorduk ki o, salağın salağını
bulmuş. Neyi var neyi yoksa sermiş yeni ve sorunsuz(!) sevgilisinin
önüne.Bir de bizden farklı durumda olan kadınlar vardı.
Hani şu "zayıf!" olan kadınlar.
Erkeklere bağımlı olanlar..Bir erkek olmadan var
olamayanlar. Çalışmayan..
Faturalarla; "anlamadığı" (!), "nereden yatırılırmış,
bilmediği(!)" için kesinlikle uğraşmayan..
Torba taşıyamayacak kadar nazenin olduğu için alışverişe
bile yalnız gitmeyen..
Hep yorgun, başı ağrıyan..
Beli ağrıdığı için sırtını nazlı nazlı dönüp uyuyan.
Kendini, o da arada bir, altın tepsiler içinde sunan..
Lütfeden ve lütfettiği için de kredi kartı limitini sonuna kadar
dayayan.
Ama hep huysuzluk eden..
Hiç bir şeyi beğenmeyen..
Asla mutlu olmayan. Doymayan. Teşekkür etmeyen.. Minnet,
vicdan azabı duymayan.
Kıskançlık krizleri geçirerek kocasının, sevgilisinin
hayatını karartan..
Boşanırken adamın çoraplarına kadar soyup alan.
Doğurduğu çocuğa bakmaktan aciz olduğundan, illa ki
bakıcılar tutturan.
Bütün gün o cafe sizin, bu butik bizim, kuafördü, kıldı,
spor center'dı, gezip duran.
Akşam da eve gelir gelmez "yemek yok canım,bu gece nereye
yemeğe gidiyoruz?" diye soran.
Annesinin bir tanesi, pamuklar içinde yaşamaya devam
eden..vs. vs.
Bu nedenle çökmeyen, buruşmayan,yıpranmayan..
İşin ilginci daha değerli olan..
Sonunda
O: "Türkiye'de kadınlar eziliyor diyenin ağzını cart diye
yırtarım" diye parladı.
Ben: "Ama ezilen kadınlar da.." diyecek oldum.. yutkundum.
Diğeri: "Bankaya yetişmem lazım!" diyerek acilen aramızdan
ayrıldı.
Öbürü: Buyurun bir " güçlü salak!" daha buyurdu.
Ben önce ev, sonra yeni müşteri arayacaktım.
O oğlunu okuldan alacaktı.
Öbürü önceki geceyi hastanede (yalnız) geçirdiği için, hemen gidip
yatacaktı. Çünkü biz "güçlü ve özgür" kadınlardık.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Lion kentinde bir afiş

"Erkeklere Mektup,


"İlk testis koruyucusu 1874 yılında buz hokeyinde kullanılmıştır. İlk kafa koruyucu kask ise 1974 yılında
Demek ki, erkekler için beyinin aynı derecede önemli olduğunu, nihayet anlamak için 100 yıl gerekmiştir.
İmza: Bir Kadın"

 Subject: Panneau affiché à Lyon