5 Kasım 2011 Cumartesi

Kadınlar...

Bu yazıdan evli olanlar (potaya girenler de kısmen dahil olabilir) ve olmayanlar eminim farklı şeyler hissedecekler. Hayat boyu dayanabilecek gücümüzün ve sabrımızın olması dileği ile.   
Not: içini dökmek isteyen varsa buyursun, 


 
Biz birkaç "çalışan" ve "güçlü" kadındık.. Güçlü olduğumuz için her işimizi kendimiz halletmeye alışmıştık.
Ailelerimiz öyle yetiştirmişti bizi.
Sonra üniversite.. Hemen arkasından iş hayatı..
Evdeki ampul, kırık menteşe, gece yarısı tutan böbrek taşı ağrısı vız gelir tırıs giderdi bize.
Bir erkeğe gereksinim duymadan hayatımızı pekala da sürdüren cinstendik hepimiz.
Faturalarımızı kendimiz yatırıyor, döndürüyorduk işte bir şekilde çarkımızı.
Ayrıca kendi ağırlığımız yetmezmiş gibi çevremizde kim varsa onları da
sırtlanıyorduk..
"Özgür"dük. "Dimdik"tik. Asla boyun eğmiyorduk..
"Güçlü "ydük.
Aşık olduğumuzda canımız nasıl çekerse öyle
sevişiyorduk..Öyle kurallar, ertelemelerimiz filan yoktu. Kimseye problem çıkarmıyorduk. Bütün gün, eşek gibi çalışıyor, sevgilimizin
canı istedi diye de, işten çıktıktan sonra, gidip alelacele
hazırlanıp,bizi evden almasına gerek bile bırakmadan, neredeyse ona
gidiyorduk Bir şey istemeyecek, sızlanmayacak, söylenmeyecek kadar
"güçlü" olduğumuzdan Sorunlarımızı kendimiz çözmeye alışıktık, onun
(sevgilimizin)haberi bile olmuyordu çoğu zaman para var - yok, regl
ağrısı,sistit ilacı, cüzdanım çalındı gibi geceleri bizi uykusuz
bırakan kıvranmalarımızdan da.
Birinin bize acıması en son istediğimiz "şey"di çünkü.
sonra bir bakıyorduk ki, hakikaten kimse bize "hiiiiç!"
acımıyordu. "Ağlamayan çocuk ve meme" hesabı. Zamanla bu
durum görevimiz haline dönüşüyordu.
Artık dayanamayıp da, içimizdekileri birazcık dile getirecek
olsak,"aman tanrım!": sorunlu, kaprisli, feminist, tahammül
edilemez,bunalımlı filan oluyorduk.
Çaresiz sesimizi kesip yola devam ediyorduk, "bu nedenlerle"
terk edildiğimizde. Sonra bir duyuyorduk ki o, salağın salağını
bulmuş. Neyi var neyi yoksa sermiş yeni ve sorunsuz(!) sevgilisinin
önüne.Bir de bizden farklı durumda olan kadınlar vardı.
Hani şu "zayıf!" olan kadınlar.
Erkeklere bağımlı olanlar..Bir erkek olmadan var
olamayanlar. Çalışmayan..
Faturalarla; "anlamadığı" (!), "nereden yatırılırmış,
bilmediği(!)" için kesinlikle uğraşmayan..
Torba taşıyamayacak kadar nazenin olduğu için alışverişe
bile yalnız gitmeyen..
Hep yorgun, başı ağrıyan..
Beli ağrıdığı için sırtını nazlı nazlı dönüp uyuyan.
Kendini, o da arada bir, altın tepsiler içinde sunan..
Lütfeden ve lütfettiği için de kredi kartı limitini sonuna kadar
dayayan.
Ama hep huysuzluk eden..
Hiç bir şeyi beğenmeyen..
Asla mutlu olmayan. Doymayan. Teşekkür etmeyen.. Minnet,
vicdan azabı duymayan.
Kıskançlık krizleri geçirerek kocasının, sevgilisinin
hayatını karartan..
Boşanırken adamın çoraplarına kadar soyup alan.
Doğurduğu çocuğa bakmaktan aciz olduğundan, illa ki
bakıcılar tutturan.
Bütün gün o cafe sizin, bu butik bizim, kuafördü, kıldı,
spor center'dı, gezip duran.
Akşam da eve gelir gelmez "yemek yok canım,bu gece nereye
yemeğe gidiyoruz?" diye soran.
Annesinin bir tanesi, pamuklar içinde yaşamaya devam
eden..vs. vs.
Bu nedenle çökmeyen, buruşmayan,yıpranmayan..
İşin ilginci daha değerli olan..
Sonunda
O: "Türkiye'de kadınlar eziliyor diyenin ağzını cart diye
yırtarım" diye parladı.
Ben: "Ama ezilen kadınlar da.." diyecek oldum.. yutkundum.
Diğeri: "Bankaya yetişmem lazım!" diyerek acilen aramızdan
ayrıldı.
Öbürü: Buyurun bir " güçlü salak!" daha buyurdu.
Ben önce ev, sonra yeni müşteri arayacaktım.
O oğlunu okuldan alacaktı.
Öbürü önceki geceyi hastanede (yalnız) geçirdiği için, hemen gidip
yatacaktı. Çünkü biz "güçlü ve özgür" kadınlardık.

3 yorum:

  1. Sonuna kadar okudum..Çok güzel dile getirilmiş ve çok doğru tezler ortaya koyulmuş..Bazen, keşke çok zayıf olsaydım diyorum, zayıf numarası yapıyorum ama hem karşı tarafın hoşuna gitmiyo bu durum hem de benim için alışmamış kıçta don durmazmış hesabı oluyo :D O yüzden iyi ki ''güçlü ve özgür'' bir kadınım!

    YanıtlaSil
  2. okuduğumda ben de kendimden çok şey bulmuştum... :)

    YanıtlaSil