11 Ekim 2010 Pazartesi

İMAM VE BEKÇİ (fıkra)

Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar
zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün
kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç
doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş. Doktoru gören
bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse
iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi
doktorun
muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin
üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muyene etmeye
başlamış. Elini bekçinin kırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini
nazikçe tutmuş;

BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını
karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşamüzeridir, insanlar işten çıkmıştır,
muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayım sokak sakin
mi,yakalanmayalım." der.

Pencereler yukarıya doğru açılıp altan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi
pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya
başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi
kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor
bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye.
Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye
ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;

İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mı?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede
ezan okudum" demiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder